
Scorpionsun Son Albümü ve Veda Turnesi
Tarih: 20.06.2010 Saat: 00:41 Konu: Haber
Hardrock Haven’dan Deb Rao kısa süre önce Scorpions gitaristi Rudolf Schenker ile Scorpions’un son albümü ve veda turnesi hakkında güzel bir röportaj gerçekleştirdi. Bu güzel sohbetten sizler için alıntılar yaptık;
Haberin devamı için tıklayınız.
- Yeni albümünüz “Sting In The Tail” olağanüstü. Bu turne ve albümün en iyi yönü, Scorpions eski hayranlarıyla olduğu kadar, yeni hayranları ile de buluşma imkânına sahip oldu. İlk kez dört nesillik bir hayran kitlesinin yanı sıra yeni nesil hayran kitlesine de bu veda turnesi ile karşı karşıya gelecek olmak nasıl bir duygu?
Rudolf: Biz bu konseri bu sebeple gerçekleştirmek istedik. Biz hiç tanınmamışçasına bu sahneyi terk etmek istemedik. Seneye bir başka akım gelir ve insanlar bu akıma kapılırlar. 90’larda, metal müzik grunge ve alternatif akımına kapıldı. Nasıl olduğunu bilirsin. Artık kimse bu akımları önemsemiyor. Bizler birçok gruba esin kaynağı olduk. Hatta daha dört gün önce Amerika’da bir radyo programında yaptığım bir röportajda DJ bana yeni Vince Neil albümünden Scorpions’un “Another Piece Of Meat” cover’ını çaldı. Yeni sürümü dinledim ve çok beğendim. Vince Neil de elbette ki bizim birkaç gösterimize özel konuk olarak katılacak. Birçok kişiye esin kaynağı olmak çok güzel. Eğer yeni albümümüz ve canlı gösterimizle de insanlara ilham verirsek bu da güzel olacak. Bu sebeple bunu yapmaya karar verdik. Ama dört sene sonra belki de bunları göremeyeceğiz. İşte bu sebeple şimdi yapmak istedik. Scorpions gibi canlı müzik yapan muhteşem bir grup için muhteşem bir portre çizmek istedik. Bu nedenle zamanlama mükemmel. Bir başka neden de biz her zaman %150 yaptık. Biz artık bunu veremeyecek duruma gelirsek ne olacak? Bu duruma düşmeyi kim ister ki?

- Sen neredeyse en iyi gitaristlerdensin ve Scorpions’da ‘80’lerdeki en etkili gruplardan biri. Kurucu üyelerden biri ve grubun gitaristi olarak kariyerinizin en doruğunda olduğunuz zaman için neler söylemek istersin?
Rudolf: Öncelikle, birçok doruk noktası yaşadık. 1978 senesinde “Tokyo Tapes”i yaptığımız sene hiç kuşkusuz bunlardan biriydi. Sonrasında elbetteki Cleveland Amerika’da AC/DC, Thin Lizzy, Journey, Aerosmith, Ted Nugent gibi isimler için 60.000 kişi önünde yer aldığımız o ilk festival… Ve elbetteki Amerika turnesi de bir doruk noktasıydı. Elbetteki Madison Square Garden’da geçirdiğimiz o 3 gün de hiç şüphesiz kariyerimizin doruk noktalarındandı. 1985’te Brezilya’daki ilk festival, “Wind Of Change”in etkisi ile Moscow Peace Festival’da yer almak da doruk noktasıydı. Bu bize 1989’da Berlin’de Roger Waters’ın “The Wall”unun bir parçası olma fırsatı vermişti. Sonrasında da Mikhail Gorbachev tarafından davet edilmek… Bu oldukça olağanüstü bir andı çünkü bizler Kremlin’e davet edilen ilk rock grubuyduk. Gorbachev ile ofisinde 45 dakika sohbet etmiştik. Berlin Filarmoni Orkestrası ile birlikte çalışmak da bizim için zafer dolu anlardı çünkü bu bize dünyadaki en iyi orkestralardan biriyle çalışma fırsatı sundu. Bu kariyer, “Lonesome Crow”un piyasaya sürülmesinden 40 sene sonra, 2012’de sona erecek… Bizler olağanüstü bir şekilde dünyanın dört bir yanına seyahat eden serüvenimizi mutlu sona ulaştıracağız. Bu gerçekten muhteşem.
- Yeni single’ınız 21 Haziran’da radyolardan dinlenmeye başlanacak. Bu albümün isim parçası olan “Sting In The Tail”. Bize bu şarkıdan bahseder misiniz? Sizler bu parçanın Scorpions’un muhteşem kariyerini temsil ettiğini düşünüyor musunuz?
Rudolf: Sana şunu söylemek istiyorum. Benim ilham kaynağım Elvis Presley idi. Her zaman onun bir hayranıydım. Rock müzik çalmaya başlamak konusunda beni en çok etkileyen şey ise Beatles ve Rolling Stones’un ortaya çıkışıdır. Toy bir çocuk için dört beş arkadaşıyla birlikte dünyanın dört bir yanına seyahat edip oralarda şarkı söylemek gibi bir yol vardı. Bu, benim için bir grup kurma ilhamı oldu. Bu işten kazancım ise dört ya da beş arkadaşımla birlikte dünyayı turlayarak müzik yaptım. Almanya’ya ulaştığımızda, “haydi yabancı ülkelere gidip orada şarkılarımızı söyleyelim” dedim. Yabancı ülkelerde sahne aldığımızda biz gerçekten kendimizi çete gibi hissediyorduk. Bu sanki bir çetenin silahlı rock’ıydı. Klaus (Meine)’un bana “Stüdyoya geliyorum, bir fikrim var” diyerek geldiğini hatırlıyorum. Gelirdi, şarkısını söylemeye başlardı ve ben de riffleri hazırlardım. Sonra Klaus “Hayır bunu yapamayız bu Lady Gaga gibi” derdi. Sonrasında üzerinde çok ama çok fazla çalışırdık. “Sting In The Tail” Scorpions’un ne olduğuna ilişkin muhteşem bir sembol. Bu iki parça gerçekten Scorpions’un çerçevesini oluşturuyor.
|
|