| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
GORGOROTH666 Veled-i METAL


Kayıt: Nov 24, 2004 Mesajlar: 199 Nerden: Amsterdam
|
Tarih: Pts Tem 14, 2008 10:23 am Mesaj konusu: Fransız Sineması ve François Ozon Filmleri. |
Mesaj: #1 |
|
Yönetmen François Ozon
Senaryo Emmanuèle Bernheim, François Ozon
Oyuncular Charlotte Rampling, Bruno Cremer, Jacques Nolot, Alexandra Stewart, Pierre Vernier
Filmin Türü Drama
Orijinal Adı Sous Le Sable
Yapımcı Firma 0
Yapım Yılı 2002
Yapım Ülkesi Fransa
Orijinal Dili Fransızca/İngilizce
Filmin Süresi 96 dakika
Filmin Konusu
.
İlk bakışta tipik bir Avrupalı orta yaşlı evli çift modeli gibi gözüken Marie ve Jean birlikte kentin yorucu temposundan kaçıp kafa dinleyebilmek için şehir dışındaki evlerine tatile giderler. Birlikte hazırlanan yemekler, keyifli sofra sohbetleriyle adeta aşklarını tazeliyor gibidirler. Yaşadıkları sessizlikler bile, bu tablo içerisinde, onların "birlikte susmayı bile öğrenebilmiş" olgun bir birliktelikleri olduğunu düşünmemizi sağlar.
Ancak bir gün, kumsalda vakit geçirirlerken Jean denize girer. Bu esnada Marie uyuya kalır. Uyandığında, uzun süre bakınmasına rağmen Jean'ı civarda göremez. Durumdan kuşkulanarak hemen sahil güvenliğe ve polise haber verir. Ancak civardaki kolluk güçler, çok uğraşsalar da Jean'ı bulamazlar. Orada, eşi olmadan vakit geçirmek istemeyen Marie, derhal Paris'e döner. Bir süre sonra buradaki yaşama alışıyormuş gibi yapmaya başlar; ancak Jean'la olan anılarını üzerinden atıp onsuz bir yaşam kurabilmesi, "gibi yaparak" ulaşamayacağı kadar zor olacaktır. _________________ "I can barely see You anymore"
You must remember the Butterfly, it did not die
"I Love You" ... I Love you Too
"I cant see You anymore"
Goodbye My Love...
|
|
| Başa dön |
|
 |
Sponsor Linkler
|
Tarih: Google ve Sponsor Baglantilari Mesaj konusu: Sizde bu bölüme reklam verebilirsiniz ! |
: # |
|
|
|
| Başa dön |
|
 |
GORGOROTH666 Veled-i METAL


Kayıt: Nov 24, 2004 Mesajlar: 199 Nerden: Amsterdam
|
Tarih: Pts Tem 14, 2008 10:28 am Mesaj konusu: |
Mesaj: #2 |
|
Yönetmen : François Ozon
Senaryo Yazarı : François Ozon
Tür : Dram
Ülke : Fransa
Süre : 85 85 dk.
Ozon'un ölüm üzerine üçlemesinin ikinci bölümü olan bu "erkek melodramı", insanın kendi ölümüyle başa çıkması üzerine. Yakışıklı ve başarılı moda fotoğrafçısı Romain, ölümcül bir tür kansere yakalandığını öğrenir. Kendi isteğiyle asgari tedavi gören Romain, hastalığını ailesinden saklar ve ilk başlarda onlara hakaret eder. Bir sonraki adımı ise, hastalığından habersiz olan erkek arkadaşını terk etmek olur. Durumunu sadece büyükannesine anlatır; ona göre yaklaşan ölümü kabul etmenin başlangıcı budur. _________________ "I can barely see You anymore"
You must remember the Butterfly, it did not die
"I Love You" ... I Love you Too
"I cant see You anymore"
Goodbye My Love...
|
|
| Başa dön |
|
 |
desiderius Kataklysm

Kayıt: Aug 29, 2005 Mesajlar: 1128 Nerden: ankara - eskişehir
|
Tarih: Pts Tem 14, 2008 7:42 pm Mesaj konusu: |
Mesaj: #3 |
|
Veda VAkti... Melvil Poupaud... Broken English'De de bizlerle birlikte olan bu güzel oyuncu için sevgi ve saygılarımı bir kez de bu sayfalardan sunarım. _________________ Disconnectus Erectus |
|
| Başa dön |
|
 |
GORGOROTH666 Veled-i METAL


Kayıt: Nov 24, 2004 Mesajlar: 199 Nerden: Amsterdam
|
Tarih: Pts Tem 21, 2008 3:06 pm Mesaj konusu: |
Mesaj: #4 |
|
Unutulmayacak bir filmdi gerçekten 
françois ozon un yeni filmlerini sabırsızlıkla bekliyorum   _________________ "I can barely see You anymore"
You must remember the Butterfly, it did not die
"I Love You" ... I Love you Too
"I cant see You anymore"
Goodbye My Love...
|
|
| Başa dön |
|
 |
Dawn_Of_ReliC Kadath

Kayıt: Sep 18, 2004 Mesajlar: 2939 Nerden: İstanbul
|
Tarih: Çrş Tem 23, 2008 8:02 am Mesaj konusu: |
Mesaj: #5 |
|
Hayatımda en çok nefret ettiğim iki film sektörü var birisi fransızların biriside japonların yaptığı filmler bu kadarmı bayık olur kardeşim.. Sürekli bir cinsellik tutkusu hakim fransız filmlerinde.. Cinsellik yoksada zaten boğucu sıkıcı bir film.. _________________ Bir sen, bir ben, bir de köpek!
 |
|
| Başa dön |
|
 |
cof_death Zehir Hafiye


Kayıt: May 17, 2008 Mesajlar: 402 Nerden: Eskişehir
|
Tarih: Çrş Tem 23, 2008 8:21 am Mesaj konusu: |
Mesaj: #6 |
|
| Dawn_Of_ReliC demiş ki: |
| Hayatımda en çok nefret ettiğim iki film sektörü var birisi fransızların biriside japonların yaptığı filmler bu kadarmı bayık olur kardeşim.. Sürekli bir cinsellik tutkusu hakim fransız filmlerinde.. Cinsellik yoksada zaten boğucu sıkıcı bir film.. |
Haklısın fransız filmleri çok yapmacık.sürekli bir poliannacılık dönüyo.ben savaş filmlerine bayılırım ve izlemediğim savaş filmi yoktur.belkide o yüzden çok iyimser geliyodur bana. |
|
| Başa dön |
|
 |
anguish Hylobatidae

Kayıt: Oct 25, 2007 Mesajlar: 3337 Nerden: miklagard(Bakırköy)
|
Tarih: Çrş Tem 23, 2008 8:30 am Mesaj konusu: |
Mesaj: #7 |
|
gerçekten bu iki film de güzeldi özellikle veda vakti . eş cinsel bir adamın hikayesi de olsa ciddi anlamda etkienmiştim . aşk vardı orda . garip gelse de .
ve başarılı bir yönetmen François , kalıpların dışına çıkabilmiş bir yönetmen . _________________ Ölüm dansı yapan kelebekler gibi, yüzüm hep ışığa doğru... |
|
| Başa dön |
|
 |
cof_death Zehir Hafiye


Kayıt: May 17, 2008 Mesajlar: 402 Nerden: Eskişehir
|
Tarih: Çrş Tem 23, 2008 9:10 am Mesaj konusu: |
Mesaj: #8 |
|
| belzebul demiş ki: |
İşte insanların zevklerinin ayrıldığı nokta budur.. Kimileri hiç tat alamazken Fransız filmlerinden, benim en çok tercih ettiğim yapımlardır..
Hatta öyle ki, Hollywood filmlerinden daha çok tercih ederim.. Avrupa sinemasının bana göre en önemli kanadını oluşturur Fransız filmleri.. Her şey o kadar sadedir ki.. Yaşamlar sade ve bir o kadar da gerçekçidir.. En önemlisi de asla taklitçi değillerdir..
Gelelim François Ozon' a ve filmlerine..
Ben de ' Havuz - Swimming Pool ' adlı filmini tanıtayım;
Yönetmen : François Ozon
Senaryo : Emmanuèle Bernheim , François Ozon
Oyuncular;
Charlotte Rampling (Sarah Morton) , Ludivine Sagnier (Julie) , Charles Dance (John Bosload) , Marc Fayolle (Bekçi Marcel) , Jean-Marie Lamour (Barmen Franck) , Mireille Mossé (Marcel'in Kızı) , Michel Fau (Birinci Aşık) , Jean-Claude Lecas (İkinci Aşık) , Emilie Gavois-Kahn (Garson kız)
Dünyaca ünlü İngiliz yazarı Sarah Morton, tatil yapmak ve biraz da çalışmak amacıyla, editörünün Fransa'daki evine misafir gelir. Bir gece, Fransız editörün genç kızı Julie, Sarah'ın hayatına altüst edici bir giriş yapar ve kadın yazarın yaşamındaki tüm sukünet, bir daha geri dönmemek üzere bozulur. |
yukarda sevmem dedim ama bu havuzu izlemiştim.bir fransız filmi olduğunu bilmeden izledim.gerçi bilseydimde izlerdim.neyse güzel bir filmdi tvde kanal1de çıkmıştı sanırım. |
|
| Başa dön |
|
 |
GORGOROTH666 Veled-i METAL


Kayıt: Nov 24, 2004 Mesajlar: 199 Nerden: Amsterdam
|
Tarih: Cmt Tem 26, 2008 6:34 pm Mesaj konusu: |
Mesaj: #9 |
|
Cinsellik tutkusu demişsiniz de zaten her insanın içinde olan bir tutku bu yanlış bir genelleme yapmıyorumdıur umarım. yani filmde abes olan birşey yok.
Ki zaten fransız sineması belzebul un dediği gibi sade hoş, hayatlarını sessiz sakin yaşayan insanlara çok şeyler anlatıyor.
ama tabi ki zevkler ayrıdır. tartışılmaz.   _________________ "I can barely see You anymore"
You must remember the Butterfly, it did not die
"I Love You" ... I Love you Too
"I cant see You anymore"
Goodbye My Love...
|
|
| Başa dön |
|
 |
MoonlanD Ramms+ein Fan

Kayıt: Aug 12, 2006 Mesajlar: 1878
|
Tarih: Cmt Tem 26, 2008 6:50 pm Mesaj konusu: |
Mesaj: #10 |
|
Fransiz sinemasi bana gore insan piskolojini etkileyen filmler yapiyor en son fransiz filmi olarak Irreversible'yi izledim heralde dahada izlemem.. Insana zevk vermeyen karmasa icinde birakan filmler cikariyor cogunlukla fransizlar.. Bizim insanimiz zaten karmasa icinde neden karmasik filmler izleyipte kendini daha kotu hissetsin.. Neyse baslik bozulmasin ama zaten fransiz filmlerin ana temasinda bir karisiklik ve cinsellik hatta sex on planda kullanilir ve cogunlukla konular bunun uzerine ilerler ve bende hic anlamam en iyi yabanci film odullerinide yine italyan ve fransizlar alir.. Nedeni bilinmez.. Ayrica fransizlari en az filmleri kadar sevmem boyle ozel bir topakinda onlara acilmasi beni uzdu.. Turk sinemasi uzerine biraz dusunseniz ve yapilan filmlerin ve zaman icinde gelisen sinemamizi konussaniz daha dogru seyler yapmis olursunuz.. _________________ Düşmandan yüz çevirmek korkaklıktır. Benim ikbalim yücedir. Talihsizlik ise düşmanın nasibidir.. |
|
| Başa dön |
|
 |
GORGOROTH666 Veled-i METAL


Kayıt: Nov 24, 2004 Mesajlar: 199 Nerden: Amsterdam
|
Tarih: Cmt Tem 26, 2008 6:57 pm Mesaj konusu: |
Mesaj: #11 |
|
Şimdi burda yapılan olay açık ve net, benim burda fransız sineması başlığı açmam aslında türklerin kötü yaptığını ya da türklerin bir şeye benzemeyen filmler yaptığını iddia etme amaçlı değil.
türk piyasasında üstüne oldukça düşüyorum. ama gel gör ki. beni fransız sineması kadar derinden sarsmıyor. izleyici için sarsıcılık önemlidir ki bunu her yönetmen bilir.
son dönem türk filmlerini sevmiyorum. eski tadı kalmadı.
zamanında yapılmış,; mum kokulu kadınlar, hamam, salkım hanımın taneleri, gece melek ve bizim çcocuklar gibi çok çok iyi örnekleri var bence eski tadı alamıyorum. piyasaya ilgisizliğimde bu yüzdendir.. _________________ "I can barely see You anymore"
You must remember the Butterfly, it did not die
"I Love You" ... I Love you Too
"I cant see You anymore"
Goodbye My Love...
|
|
| Başa dön |
|
 |
GORGOROTH666 Veled-i METAL


Kayıt: Nov 24, 2004 Mesajlar: 199 Nerden: Amsterdam
|
Tarih: Cmt Tem 26, 2008 6:59 pm Mesaj konusu: |
Mesaj: #12 |
|
| MoonlanD demiş ki: |
| Fransiz sinemasi bana gore insan piskolojini etkileyen filmler yapiyor en son fransiz filmi olarak Irreversible'yi izledim heralde dahada izlemem.. Insana zevk vermeyen karmasa icinde birakan filmler cikariyor cogunlukla fransizlar.. Bizim insanimiz zaten karmasa icinde neden karmasik filmler izleyipte kendini daha kotu hissetsin.. Neyse baslik bozulmasin ama zaten fransiz filmlerin ana temasinda bir karisiklik ve cinsellik hatta sex on planda kullanilir ve cogunlukla konular bunun uzerine ilerler ve bende hic anlamam en iyi yabanci film odullerinide yine italyan ve fransizlar alir.. Nedeni bilinmez.. Ayrica fransizlari en az filmleri kadar sevmem boyle ozel bir topakinda onlara acilmasi beni uzdu.. Turk sinemasi uzerine biraz dusunseniz ve yapilan filmlerin ve zaman icinde gelisen sinemamizi konussaniz daha dogru seyler yapmis olursunuz.. |
burda kullandığın ırkçılık kelimesi de beni üzdü. herkes herkesi sevmek zorunda değildir. Forum kurallarına göre siyaset tartışmak yasak!
bırak sanat konuşsun    _________________ "I can barely see You anymore"
You must remember the Butterfly, it did not die
"I Love You" ... I Love you Too
"I cant see You anymore"
Goodbye My Love...
|
|
| Başa dön |
|
 |
MoonlanD Ramms+ein Fan

Kayıt: Aug 12, 2006 Mesajlar: 1878
|
Tarih: Pzr Tem 27, 2008 8:34 am Mesaj konusu: |
Mesaj: #13 |
|
Arkadasim bir irkcilik yok en az fransizlarin bizi sevmedigi kadar fransizlari ve sinemalarini sevmedigimi vurgulamisim.. Sevmek zorundamiyim..? _________________ Düşmandan yüz çevirmek korkaklıktır. Benim ikbalim yücedir. Talihsizlik ise düşmanın nasibidir.. |
|
| Başa dön |
|
 |
GORGOROTH666 Veled-i METAL


Kayıt: Nov 24, 2004 Mesajlar: 199 Nerden: Amsterdam
|
Tarih: Sal Tem 29, 2008 1:33 pm Mesaj konusu: |
Mesaj: #14 |
|
ben de sevmek zorunda değilsin dedim. sen farklı anlamışsın yine beni   _________________ "I can barely see You anymore"
You must remember the Butterfly, it did not die
"I Love You" ... I Love you Too
"I cant see You anymore"
Goodbye My Love...
|
|
| Başa dön |
|
 |
|