Metal TR.NET METALTR INSTAGRAM    
  Giriş veya Kayıt Ol
Menü
 Site
tree-T.gif Ana Sayfa
 Forum
 Haber Gönder
 Haber Arşivi
tree-T.gif Etkinlik Takvimi
tree-T.gif Site Kadrosu
 Extra
 Hosting
 En İyi 10
 İnteraktif
petitrond.gif Demo & Mp3 Arşivi
petitrond.gif Video İzleme
petitrond.gif Fotoğraf Galerisi
 Destek
 Destekleyenler
 Linkekle
 Bizi Öner!
 
INSTAGRAM
 
İçerik
. Yerli Gruplar
. Yabancı Gruplar
. Biyografiler
. Albümler
. Albüm Kritikleri
. Röportajlar
. Köşe Yazıları
. Köşe Yazıları Arşiv
. Dergiler
. Etkinlikler
· Gitar & TAB
 
Albüm Kritikleri
· KORN - The path of totality
· Hypocrisy-A Taste of Extreme Divinity (2009)
· Cyntia - Endless World (2012)
· Tiamat - The Scarred People
· Moonspell Alpha Noir-Omega White.
· Ghost - Opus Eponymous
· Testament - Dark Roots of Earth
· Lamb of God - Resolution
· Volbeat Live From Beyond Hell/Above Heaven
· Pentagram - MMXII
 
METALTR INSTAGRAM
 
Kısa Haberler

[ Haber Arşivi ]
 
Son 10 Haber
· Alter Bridge yeni albüm Scales Are Falling
[ 0 yorum - 916 okuma ]
· Black Veil Brides yeni single'ları ''Certainty''
[ 0 yorum - 610 okuma ]
· Gibson imzalı Tony Iommi belgeseli yayında
[ 0 yorum - 746 okuma ]
· Pentagram’ın bir albümü ilk kez plak formatında çıktı
[ 0 yorum - 1290 okuma ]
· MEGADETH, yeni sinema belgeseli Megadeth: Behind The Mask
[ 0 yorum - 962 okuma ]
· Brezilyalı gitarist Kiko Loureiro, sinema dünyasına ilk adımını attı
[ 0 yorum - 686 okuma ]
· Poppy yeni şarkısı Guardian’ı paylaştı
[ 0 yorum - 2450 okuma ]
· Whitesnake gitaristi yeni bir şarkı yayınladı 'You Can Give'
[ 0 yorum - 2692 okuma ]
· Avenged Sevenfold yeni şarkısı Magic
[ 0 yorum - 3433 okuma ]
· Lamb of God, 'Parasocial Christ' adlı teklisini yayınladı
[ 0 yorum - 66909 okuma ]

[ Devamı Haberler Bölümünde ]
 
Fotoğraf Galerisi

B Noktası



B Noktası



B Noktası



Heretic Soul @ Waldb ...



Heretic Soul



Heretic Soul



Heretic Soul @ Rock ...



Anoreksi Promo 2011



Anoreksi Promo 2011



Anoreksi Promo 2011


[ Fotoğraf Galerisi ]
 
Rastgele Biyografi


aaaarrghh
 
MetalTR Arama
 
Üyelik
 
Üye Olun
Kayıp Şifre

Güvenlik Kodu: Güvenlik Kodu
Güvenlik Kodunu Girin:
 
Üyelik:
Bugün: 0
Dün: 0
Bekleyen Üyelik(ler): 0
Toplam Üye: 42,802
En Son Üye: BrainInfection

Şu An Bağlı:
Misafir(ler): 957
Üye(ler): 0
Toplam: 957
 
Forumlardan
Last 10 Forum Messages

Metal müzik grubuna ruhsat kazandırmak için metafizik yöntem
Son mesaj atan; elvistuna

Yeni Evanescence albümü Sanctuary
Son mesaj atan; KopuK

Orbit Culture
Son mesaj atan; blastrula

Faun pagan folk ve Orta Çağ müziği
Son mesaj atan; blastrula

Ozzy Osbourne, 76 yaşında hayatını kaybetti.
Son mesaj atan; blastrula

ELVENKING
Son mesaj atan; KopuK

CRUEL FORCE
Son mesaj atan; KopuK

THE CRUEL INTENTIONS
Son mesaj atan; KopuK

Frozen Soul
Son mesaj atan; KopuK

Draconian
Son mesaj atan; KopuK


[ Metal TR.NET ]
 
Köşe Yazıları
 
Kritik: Party San Metal Open Air Festival 2011 Kritiği
Haber

PARTY.SAN METAL OPEN AIR FESTIVAL

12-13-14 AGUSTOS 2011 SCHLOTHEIM ALMANYA

Söze şöyle girmek istiyorum: Bu Almanlar festival yapmayı iyi beceriyorlar arkadaşlar. İşte bu Alman festivallerinden size en extreme olanını tanıtıyorum şuan! Party.San Open Air Festivali, Avrupa’nın en extreme black ve death metal festivali olarak bilinir. 1996 yılından beri, müzik dünyasının black ve death metal gruplarının en popülerlerinden, köklülerinden tutun da; yeni yeni albümlerle piyasaya yeni giren grupların da bulunduğu, her sene, aralıksız mükemmel bir line up hazırlıyorlar. Bir black metal sevdalısı olarak, bir kere gittim ve tadı damağımda kaldı. Seneye ve her sene gitmek için elimden gelen her şeyi yapacağım. Eğer siz de yazının sonunda bana katılacak olursanız; hadi kalkın seneye beraber gidiyoruz!



Bu sene Party.San her zamanki yerinden (Bad Berka denilen Almanya’nın bir köyünde idi) çok daha başka bir yerde yapıldı. Geçen sene giden arkadaşlarımdan duyduğum üzere, Bad Berka’da yağmur bulutları hiç durmamış. Geldiklerinde çim olan yerler, birinci günün başında çamura dönmüş ve yağmur festival boyu hiç durmamış. Bu sebepten dolayı, geçen sene çok eziyet çekmişler ve bu sene (benim şansıma) Schlotheim denilen yerde, bir havaalanında festivali düzenlediler. Bildiğiniz uçağın pistinde çadırlarımızı kurduk. Yine şansıma yağmur kısa aralıklarla yağdı ve çadır alanlarında hiç çamur oluşmadı. Festival başında çadırımızı temiz kurduk ve festival sonunda çadırımızı temiz topladık.

Festival ve kamp alanından bahsediyorum biraz da..

(Şimdi ben, festivale de gitsem, çamur içinde de yüzsem, çok titiz bir insan olmaya çalışmaktan ötürü, tüm festival yazılarıma, büyük bir paragrafımı, ‘duş ve tuvalet temizliği’ne ayırıyorum. Bu sefer böyle bir şey yapmamaya çalışacağım.)

Tam sayıyı bilemesem de, her sene 20.000 insanın geldiği söyleniyor. Gelen insanların profili de; full siyah kıyafetler (tam anlamıyla Blackçi tipi denilen bir kıyafet tarzı ile) herkesin belinde mermi kemerler, bazılarının suratında corpse paint olan,sadece müzik dinlemeye ve içmeye geldik rahatlığıyla dolaşan, 25-35 yaş arası, çoğunluğunun erkek olduğu bir metalsever topluluğu mevcuttu. Kısacası, çoğu ağır abi tipli insanlardı. Benimle tanışmak isteyen birkaç yabancıya, sorularının karşılığı olarak Türk’üm ve Türkiye’den geliyorum cevabını verdiğimde, çok şaşırdılar. Ben de bu şaşırma olayına da iyice alıştım. Eğer ilerde aynı soruyla karşılaşacak olursanız, Türkiye’den geliyorum yerine, Istanbul’dan geliyorum deyiniz. Çünkü adamların kafasındaki Türkiye ile Istanbul ayrı tellerde çalıyorlar ya da ‘eh bu büyük şehirden gelmiş, azcık yol yordam biliyordur..’ kafasında oluyorlar.

İnsan profilinden bahsettikten sonra, sıra gelsin kamp alanı hakkında konuşmaya.. Kamp alanı, havaalanı olmasından ötürü geniş bir düzlük ve rüzgarlı bir bayırdı. Kimse kimsenin tepesine binmeden, rahatlıkla çadırımızı ve party çadırlarımızı kurabileceğimiz geniş alanlara sahiptik. 6 tl karşılığında ‘Shit and Shower’ bilekleğimizi alıp, sınırsız tuvalet ve duş kullanımına sahip olduk. (Dalga geçmiyorum, gerçekten bileklikte ‘Shit and Shower’ yazıyordu.) Tuvaletler ve duşlar konusunda tek problem, az olmalarıydı. 20.000 kişiye 12 kız tuvaleti, 12 erkek tuvaleti ve 6şar duş yetmedi. Yetmezdi de zaten. Metalci insan pis diye bilinir ama pis değiliz arkadaşlar. Ben bir tane bile ter kokan insan duymadım ki bininiz bir IETT otobüsüne, ter kokusu duymamak mümkün değildir. Neyse!

Kamp alanı hakkındaki ikinci ayrıntı ise, gece 2den sonra kamp alanında müzik çalan insan bulamazsınız. Çünkü festivalin bir Party Tent’i vardır ve sabah 4-5e kadar kesintisiz extreme müzik orada devam eder. İnsanlar kamp alanında uyuyanları kendi müzikleriyle rahatsız etmemek adına, bir vakitten sonra partilerine Party Tent’te devam ederler. İnsanlar da günün o büyük yorgunluğundan sonra, huzurlu bir şekilde uyurlar. Festival ve kamp alanı hakkındaki genel bilgilerden sonra şimdi de size biraz gruplardan bahsetmek istiyorum.

Bu sene line up öp başına koy cinsindendi. At The Gates, Taake, Enslaved, Urgehal, Morbid Angel, Absu, Watain, Melechesh, Cliteater ve daha nicelerini aynı sahnede görme şansını yakaladım. Şimdi de sizlere gün ve çıkış sıralarına göre grupların performanslarından sırasıyla bahsedeceğim.

Ilk Gün 12 Ağustos 2011

Perşembe gününün grupları, rüzgarin azizliğine uğradılar. Çok şiddetli rüzgar, büyük sahnenin çatısını aldı götürdü. Zamanında düzeltemediler. O yüzden o günün tüm grupları küçük sahnede yer aldılar.

Günün ilk grubu kuzeyden, İskandinav taraflarından, tam olarak Norveç’ten...

BYFROST (Black ve Thrash Metal)
Patricia Thomas denen bir menejer vardır; bilen bilir. 101 Dalmaçyalı filmindeki kadınınkine benzer siyah üstüne beyaz röfleleri olan, tombik ve yaşlı bir hatundur kendileri. İnsanın ‘Sen neden benim ananem babannem değilsin!’i, içten hissettiği bir durum yaratır insanın içinde, derinde bir yerde.. İşte bu kadın, bu grubun ve daha bir nicelerinin menejerliğini yapmaktadır. Hep mi güzel grupların menejeri olunur arkadaş! Ondan bir sitesine uğrayın ve listedeki tüm grupları dinleyin. Hiçbiri gereksiz değildir. Ayrıca Episode 13 adlı Türk Black Metal grubumuzun da menejeridir kendisi. Neyse demek istiyorum ki, bu grup sahnede çok iyiydi. Büyük sahnede çalamadılar ama fark etmedi. Küçük party çadırında, sıkış tepiş, üstüste izledik. Keyfimiz yerine geldi.

DEW SCENTED (Alman Thrash ve Death Metal)
Bu grupla ilgili ilginç bir bilgi vermek istiyorum. Bu grubun 1993 yılından beri çıkardıkları her albümün ismi ‘’I’’ ile başlamaktadır. Sanırım tesadüf değil ve diğer bir ayrıntı da, bunların memleketi Braunschweig’mış.. Haha. Ben burda erasmusumu yaptım, 4 ayım tam olarak Braunschweig’ta geçti ve herhangi bir grubun, oradan çıkma ihtimalini düşünmemiştim, aklımın ucundan bile geçmezdi böyle bir şey.. Neyse neyden ilham aldılar, hangi şartlarda kendilerini geliştirdiler bilmiyorum ama iyi olmuş. Sahne performansları iyiydi, ses sistemi zaten Party San ekibi sağolsun muhteşemdi. Umarım tekrar izleme fırsatı yakalarım gelecekte..

ABORTED (Belçika’lı Brutal Death Metal)

Aborted sahneye çıktığı zaman, çadırda birden adım atacak yer kalmadı. Başladığı andan bitişine kadar, hem grup hem de izleyici birbiriyle o kadar iletişimdeydi ki, herkes çok iyi bir konser izledi. Karşılıklı pozitif enerji veriştik. Ayrıca tamam, kalabalıkla bir grup izlemek çok güzel bir duygu ama mümkünse açık havada olsun bu işlem. Tabii ki ilk gün, büyük sahnenin kamuflajının gazabı, herkesi derinden etkiledi ve herkes bu durumdan nasibini Aborted konserinde yeterince aldı. Oksijen oranı yok denecek kadar azdı. Sıcaklık bir saunanın sıcaklığına eş değerdi...

NEGURA BUNGET (Romanyadan Progressive Folk Atmosferik Black Metal)

Karanlık Sisli Orman anlamına gelen Negura Bunget, ayrıca önümüzdeki ayda (25 Aralık’ta) yine Chaos Magazin ve Metal Tr katkılarıyla Rock’n Rolla’ya gelmektedir. Bence kaçırmayın, izlenmesi gereken bir grup. Hem de en önden çünkü sahne performansları gerçekten çok iyi. Açıkcası ben orada olacağım. Yeniden izlemek istiyorum. Geliyor olmaları süper oldu.

Ikinci gün, ana sahne düzelmişti ve gruplar birer birer, öğleden sonra sahne almaya başladılar. İkinci günün ilk grubu benim için:

Isveçli Death Metal grubu PUTERAEON idi.

Daha 2008’de kurulmuş olmalarına rağmen, Party San’da sahne aldılar. Vay be denilesi bir durum. Ayrıca sahnede de çok iyiydiler. Ses sistemi her zamanki gibi muhteşemdi. Sabah sabah bizim uykumuzu açtılar. Akşam içip sızanlar için çok iyi bir açıcı oldular.

TRUPPENSTURM (Alman Death ve Black Metal)
Deathten çok Black Metal görüntüsü içerisindeydiler. Elemanların yüzü kırmızı boyayla boyalıydı. Şeytan misali. Ben çok Death Metal melodisi hatırlamıyorum niyeyse. Çok fazla izleyemedim, belki sebebi odur ama yine izlediğim iyi oldu. Gözüm gönlüm açıldı sahnede böyle insanlar gördükten sonra. Gelecek gruplara iyi hazırladılar beni.

URGEHAL (Norveç Black Metali)

Ne zamandır izlemek istediğim gruptu. Hatta Black Metali keşfettiğim andan itibaren diyebilirim.. Çok çok çok iyilerdi. Enzifer’in kıyafetini incelemem benim neredeyse 15 dakikamı aldı. Dedim o adam nasıl bir yerlerini çizmeden, kanatmadan o spikeları giymiş orasına burasına takıştırmış dedim.. Neyse, etrafta kan falan yoktu ama seyircilerden resmen kan çıktı. Çok fazla iyiydiler. Yani kelime yok, anlatamam çok üzgünüm. Zaten heyecanlıydım onları izleyeceğimden ötürü. Hayran hayran, kıpraşmadan tüm konseri izledim. Gerçi yine de Trondr Nefas’ı kesmedi bu topluluk ve üzerime alınmasam da topluluğa ‘’If you don’t bang your heads now, I will sodomize you all’’ Bunu çevirmeyeceğim, gidin kendiniz sodomize kelimesinin ne anlama geldiğine bakın hehe. Tabii yine de bu lafın üstüne de olsa, umarım bir gün Istanbul’a gelirler, bizi toptan kasıp kavururlar.

SKELETONWITCH (Amerikalı Thrash ve Black Metal)
Bana nedense bu grup Death Metal gibi gelmişti. Yani hatta öyle olduğunu savunabilirim şuan. Albümlerini digitalden dinlemedim, ancak bu yaz iki kere izleme fırsatını yakaladım. Tamamen Death grubu konseri izledim diyebilirim. Bu demek oluyor ki sahnede çok iyiydiler. Gitaristleri vardı bir tane. Hep denk geldim internet ortamında fotoğraflarına. Fotoğrafçılar hep onu çekmişler. Yakışıklı bir herifti ama yani müzik müzik müzik diyorum ve CDlerini alabilme şansınız varsa, edinin uyarısında bulunuyorum.

ABSU (Amerikalı Black Thrash Metal)
Metalfest kritiğimi okumuşsanız hatırlıyor olabilirsiniz. Milking the Goatmachine’ın davulcusunun aynı zamanda vokal olduğunun ayrıntısını vermiştim size. Ancak öyle vokal ve davulun bir arada bulunduğu tek bildiğim grubun o olduğunu söylemiştim. Yanılmışım! Aynı şey Absu için de geçerliymiş. Davulcu ayrıca vokaldi ve ben Absu’yu bildiğim halde bunu fena halde gözden kaçırmışım. Herhangi bir şekilde araştırmasını yapmamışım. Büyük bir hata ve bu hata benim! Absu’nun performansı hakkında konuşmak gerekirse, kesinlikle muhteşemdi. Absu’yu görmek ya da onların herhangi bir konserini yakalamak çok zordur. Ben gibi binlerce insan, Absu’yu izlemek için o anda oradaydı ve bize muhteşem bir performans sergiledir. Artık, vokalin ayrıca davulcu olduğu gruplara farklı bir hayranlık duyuyorum.

PRIMORDIAL (Irlanda’dan Celtic Folk Black Metal)
Bu sene bol bol Primordial izledim. Bu performansları da güzeldi ancak onların şansızlığına, sahnedeki amfilerden biri sürekli cızırtı yaptı ve bu sebeple ses konusunda çok iyi değillerdi. Ancak Alan Averill her zamanki gibi, Irlandalı kanından vazgeçmeyerek, Jack Daniels viskisinin içerek, kendinden geçerek, elinden geldiğince güzel bir performans sergilemeye çalıştı. Primordial güzel gruptur. Bilmeyen mutlaka dinlemeye başlamalıdır.

MELECHESH (Israilli ama Hollanda’da yaşayan Black Death ve Middle Eastern Folk Metal) Melechesh’in anlamı ‘King of Fire’dır. Israil’den taşınmalarının sebebi ise, orada yaşadıkları problemmiş. Hollanda’ya taşınıp rahat etmişler. Çok güzel bir grup arkadaşlar. Doğunun ezgilerini, death ve black metalle harmanlandığı en güzel gruplardan biri. Bu işi çok iyi başarıyorlar. Bu adamlar gerçekten müzik yapmasını seviyorlar. Ayrıca solistin de sevgilisi bir Türk kızıydı. Party San’da back stagete denk geldim. Arada Türkçe kelimeler söyledi ama ben tam emin olamadığım için, hey ben de Türk’üm, tanışalım mı, Türk Türk’ün kardeşidir gibi bir muhabbete girmedim. Aranızdan kesin tanıyan vardır ama bu hatunu.. Eminim.

BELPHEGOR (Avusturya’dan Death Black Metal)
Bu grubu Alman insanları bir ayrı seviyor ya da diyebilirim ki; kesinlikle akşam sahneye çıkıyorlar. Öyle çok büyük bir grup değiller ama seveni çok fazla. Performanslarına lafım yok, çok iyiler ama hangi arada derede, bu kadar sevildiler, ben o noktayı kaçırdım. Gerçi 1993 yılında kurulmuşlar.. Neyse benim takipsizliğim sanırım. Eveeet performans hakkında konuşacak olursak, Pure Evil bir şov sergilediler diyebilirim. Sahneye onların çıkmasıyla, ses sisteminin limitleri aşıldı, kalabalık oranı arttı, hava hafiften soğudu ama kanımız iyice kaynadı.

1349 (Norveç’ten Black Metal)
Sahnede çok evil bir grup olduğunu bilmeyen bile anlardı. Kırmızı ışıklar, tam anlamıyla Black Metal’in pirlerinden 1349 sahnedeydi. Ses sistemi yine tavandı. Kalabalıklık oranı her geçen grupla artıyordu. Havanın soğukluğunu hissetmez olduk. Büyük sahnenin tam üstünde yazan ‘’Hell is here’’ yazısının bu kadar anlamlı olduğunu, bu performansla anladım ve garantisini hissettim.

ENSIFERUM (Finlandiyalı Folk Metal)
Ensiferum hayranı olarak, onları 3. kere izlemenin verdiği huzur, en önden grup fotoğraflarını çekme fırsatı ve yine çok güzel bir line up ile, azıcık da bizi ıslatmaya başlayan yağmuru tınlamadan, o andan zevk almayı sağlatan favori gruplarımdan birisidir. Açıkcası Ensiferum Party San’da, nasıl ana gruptan bir önceki grup olarak çıkar ve bu nasıl karşılanır endişesi içerisindeydim. Çünkü Party San’ın çok ruhuna uyan bir grup değildi ve seyirci kitlesi de bu durumdan mutluluk duyacak gibi görünmüyordu... Ancak ben fena halde yanılmışım. Konseri izleyen çok büyük kitle vardı ve herkes Ensiferum’u izlemekten mutluluk duyuyordu... En black metalcisi bile...

MORBID ANGEL (Amerika’dan Death Metal)
Morbid Angel, ikinci günün headlineı idi ve ben yine dibinden fotoğraf çekme imkanını yakaladım. Ses sistemi artık son sınırlarındaydı. İnsanlar Morbid Angel dinlemekten mutluluk duyuyordu. Ben de ilk kez izledim, canlı izlemek istediğim uzunca bir listem içinde yer almaktaydılar kendileri. Çok süper bir konserdi. Uzundu, yorucu bir günün ardından insan çok dayanamıyor; daha fazla izleyecek enerji bulamıyor. Ancak sahnede Morbid Angel olunca, gözlere kürdan yerleştirerek, çim ıslak olsa bile oturarak, o andan zevk almaya çalışarak ve ertesi gün ‘Ya dün ben Morbid Angel izledim’ hissini düşünerek, artık cehenneme huzurlu bir yolculuk yapmaya hazır hissediyorsunuz kendinizi..

Ve.... Son gün! İlk grup sahnede..

DAWN OF DISEASE (Alman Death Metal)

Genç bir grup. 2003’te kurulmuşlar, iki tane albümleri var ama gayet başarıydılar.

CLITEATER (Hollandalı Goregrind Metal)
Goregrind gruplarının konserlerini çok seviyorum. Hem kitle hem de grup bir acayip oluyor. Farklı bir atmosferi var. Grubun ismi de tam goregrind metaline uygun bir isim haha. Performansları çok iyiydi. Beş altı kişilik bir grup, ellerinde kittie düdükleri ve oyuncak silahlarla, kendilerince eğlendiler. Ben de tam arkalarındaydım. Bu sebeple fotoğraf karelerimin içinde hepsivyer almaktalar. Kittieleri gördükten sonra şaşırmayınız diye söylüyorum.

WITCHBURNER (Alman Thrash Metal)

Böyle thrash metal grupları dinledikçe, thrashı sevesim geliyor, çünkü sevdiriyorlar. Bunlar da yine bize güzel bir konser yaşattılar. Umarım tekrar izleme şansı yakalarım.
PANZERCHRIST (Danimarkalı Death Black Metal)

Solistleri sürekli ‘’Comeeee ooooon’’ diyordu ama sessiz bir şekide. Onun o yüz şekli benim biraz sinirimi bozdu. Halbu ki güzel bir grup ve iyi bir performanstı ama ben daha fazla o faketen comeee on’lara dayanamadım, konserin 4. şarkısında sanırım alanı terk ettim.

HEIDEVOLK (Hollandalı Folk Viking Metal)

Sahnede çok fazla kaslı erkek vardı. Sahne bir anda küçük geldi insanların gözlerine. Performansları çok iyiydi. Yine Party San ruhuna bence uygun olmayan bir grup olmasına rağmen, yine de izleyeni çoktu. Böyle mola gibi geldi. Black ve Death metale, Folk molası verdik, kulaklarımız dinlendi.

TAAKE (Norveçli Black Metal)

Taake benim favori grubum. En çok sevdiğim ve dinlemekten hiç bıkmadığım en en en favori grubumdur kendileri. O sebeple izlerken çok fazla heyecanlandım. Bir yandan mutluydum, bir yandan heyecanlıydım, bir yandan gözlerimi sahneden alamadım, bir yandan Metal TR için fotoğraf çekmeye çalıştım. Böyle çok ilginçti. Bittiğinde hiç Taake izlememişim gibi hissettim. Yani abartmıyorum, 10 saat durmadan çalsalar, ben sıkılmadan, yerimden kıpırdamadan oturur, zevk alarak başından sonuna kadar izlerim. Neyse fotoğraflarım her şeyi yeterince anlatıyor zaten. Onlara bakmanızı öneriyorum.

HAIL OF BULLETS (Hollandalı Death Metal)

2006’da kuruldular daha çok yeni bir grup ama elemanlar yaşlı hehe. Canlı performansları güzeldi. Arada alevlere maruz kaldık, sıcak olan havanın derecesi hem alevlerle, hem de o güzel müzikleriyle kaynadı.

WATAIN (Isveçli Black Metal)

Watain de benim en sevdiğim favori gruplarımdandır. Metalfest’teki performanslarından çok çok çok çok daha iyisini sergilediler. Hem büyük sahnedeydiler, hem kalabalık çok iyiydi. Kendi ruhları da Hell is here’la bütünleşiyordu ve gerçekten o anda ‘Biz Cehennemdeyiz’ dedim ve bunu içten hissettim. Ses sistemi de muhteşemdi. Fotoğraflarım da harika haha.

MORGOTH (Alman Death Metal) Bu grubu da bekleyeni çoktu. Her sorduğum insan bir Morgoth iki de At The Gates diyordu. İkisi de aynı gün sahneyi paylaştılar. Performansları çok iyiydi. Ancak yarısını izlemek durumunda kaldım. Makinemin şarjı bitmek üzereydi. Enslaved ve At The Gates için depolamam gerekiyordu ve yarısında kampıma geri döndüm.

ENSLAVED (Norveçli Progressive Black Metal) Enslaved’i ne zamandır izlemek istiyordum, bu sene şansıma iki kere denk geldim ve bu performansları gerçekten çok iyiydi. Sahnede bana göre döktürdüler. Diğer Enslaved’i bilmem kaç kere izlemiş arkadaşlarım için çok normal bir sahneydi ama ben mutluluktan geberiyordum. Onun heyecanı ayrı bir şey ya. Ben her zaman onlardan daha şanslı hissettim kendimi. Daha henüz konserlerden bıkmış bir insana dönüşmedim sonuç olarak haha.

AT THE GATES (Isveçli Melodic Death Metal)

Konserlere çıkmayı bıraktıklarını söyledikten sonra, onları asla izleyebileceğim aklıma gelmezdi. Şuan kendimi çok şanslı hissediyorum. At The Gates’i sahnede izledim! Yağmur yağdı, umrumda olmadı. Yorgunluktan geberdim, yine de ayakta oturmadan izledim. Gerçekten Party San’ı çok güzel kapattılar. Tadı damağımızda kalarak bitirdik sezonu.

Ve Party San’ın üç gününden birkaç kareyle bu yazımı bitirmek istiyorum.

Kesinlikle eğer Black Metal’i seviyorsanız, Party San’a gitmeden öleyim demeyin. Bu yazımdan sonra da size Summer Breeze 2011 kritiğiyle geleceğim. En yakın zamanda tekrar görüşmek üzere. Stay Metalllllllllllllllllllllllllllll!!!!!

Party San 2011 Sinem Uzunoglu Kritik

Tarih: 26.12.2011 Saat: 09:05 Gönderen: KopuK
 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Haber
· Haber gönderen KopuK


En çok okunan haber: Haber:
JAY WEINBERG İLK SOLO SINGLE'INI YAYINLADI

 
Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü

 
Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 

Haberi ... Bookmark Ağına Ekle.

BlinkList del.icio.us FaceBook Folkd Furl Google Linkarena Mister Wong oneview Webnews Yahoo MyWeb YiGG

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
MetalTR.NET'de yayınlanan tercümeler, biyografiler, köşe yazıları, resimler ve sair materyaller izinsiz ve kaynak gösterilmeksizin kullanılamaz.
Copyright © 2004-2012 MetalTR.NET
| Yasal Uyarı



Sitemap - forumtags - Radar Müzik Haber - Yeni Müzik Haber - cybersecurity news Yüzdeyüz Müzik,Yüzdeyüz, Müzik
Web site engine code is Copyright © 2003 by PHP-Nuke. All Rights Reserved. PHP-Nuke is Free Software released under the GNU/GPL license.
Sayfa Üretimi: 0.18 Saniye
Untitled Document