Metal TR.NET METALTR INSTAGRAM    
  Giriş veya Kayıt Ol
Menü
 Site
tree-T.gif Ana Sayfa
 Forum
 Haber Gönder
 Haber Arşivi
tree-T.gif Etkinlik Takvimi
tree-T.gif Site Kadrosu
 Extra
 Hosting
 En İyi 10
 İnteraktif
petitrond.gif Demo & Mp3 Arşivi
petitrond.gif Video İzleme
petitrond.gif Fotoğraf Galerisi
 Destek
 Destekleyenler
 Linkekle
 Bizi Öner!
 
INSTAGRAM
 
İçerik
. Yerli Gruplar
. Yabancı Gruplar
. Biyografiler
. Albümler
. Albüm Kritikleri
. Röportajlar
. Köşe Yazıları
. Köşe Yazıları Arşiv
. Dergiler
. Etkinlikler
· Gitar & TAB
 
Albüm Kritikleri
· KORN - The path of totality
· Hypocrisy-A Taste of Extreme Divinity (2009)
· Cyntia - Endless World (2012)
· Tiamat - The Scarred People
· Moonspell Alpha Noir-Omega White.
· Ghost - Opus Eponymous
· Testament - Dark Roots of Earth
· Lamb of God - Resolution
· Volbeat Live From Beyond Hell/Above Heaven
· Pentagram - MMXII
 
METALTR INSTAGRAM
 
Kısa Haberler

[ Haber Arşivi ]
 
Son 10 Haber
· Alter Bridge yeni albüm Scales Are Falling
[ 0 yorum - 772 okuma ]
· Black Veil Brides yeni single'ları ''Certainty''
[ 0 yorum - 502 okuma ]
· Gibson imzalı Tony Iommi belgeseli yayında
[ 0 yorum - 589 okuma ]
· Pentagram’ın bir albümü ilk kez plak formatında çıktı
[ 0 yorum - 1094 okuma ]
· MEGADETH, yeni sinema belgeseli Megadeth: Behind The Mask
[ 0 yorum - 843 okuma ]
· Brezilyalı gitarist Kiko Loureiro, sinema dünyasına ilk adımını attı
[ 0 yorum - 562 okuma ]
· Poppy yeni şarkısı Guardian’ı paylaştı
[ 0 yorum - 2351 okuma ]
· Whitesnake gitaristi yeni bir şarkı yayınladı 'You Can Give'
[ 0 yorum - 2515 okuma ]
· Avenged Sevenfold yeni şarkısı Magic
[ 0 yorum - 3288 okuma ]
· Lamb of God, 'Parasocial Christ' adlı teklisini yayınladı
[ 0 yorum - 66751 okuma ]

[ Devamı Haberler Bölümünde ]
 
Fotoğraf Galerisi

B Noktası



B Noktası



B Noktası



Heretic Soul @ Waldb ...



Heretic Soul



Heretic Soul



Heretic Soul @ Rock ...



Anoreksi Promo 2011



Anoreksi Promo 2011



Anoreksi Promo 2011


[ Fotoğraf Galerisi ]
 
Rastgele Biyografi


SUICIDE
 
MetalTR Arama
 
Üyelik
 
Üye Olun
Kayıp Şifre

Güvenlik Kodu: Güvenlik Kodu
Güvenlik Kodunu Girin:
 
Üyelik:
Bugün: 0
Dün: 0
Bekleyen Üyelik(ler): 0
Toplam Üye: 42,801
En Son Üye: Sphodranax

Şu An Bağlı:
Misafir(ler): 1,341
Üye(ler): 0
Toplam: 1,341
 
Forumlardan
Last 10 Forum Messages

Orbit Culture
Son mesaj atan; blastrula

Faun pagan folk ve Orta Çağ müziği
Son mesaj atan; blastrula

Ozzy Osbourne, 76 yaşında hayatını kaybetti.
Son mesaj atan; blastrula

ELVENKING
Son mesaj atan; KopuK

CRUEL FORCE
Son mesaj atan; KopuK

THE CRUEL INTENTIONS
Son mesaj atan; KopuK

Frozen Soul
Son mesaj atan; KopuK

Draconian
Son mesaj atan; KopuK

DRACONIAN yeni albümü In Somnolent Ruin
Son mesaj atan; KopuK

AEON GODS
Son mesaj atan; KopuK


[ Metal TR.NET ]
 
Köşe Yazıları
 
metaltr.net :: Başlığı Görüntüle - Lanetler Üzerimdeyken
 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları Üye ListesiCan Sıkıntısı Giderici!   
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için login olunÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için login olun     GirişGiriş 
GünlüklerGünlükler    Günlük Kontrol PaneliGünlük Kontrol Paneli    GünlüğümGünlüğüm

Lanetler Üzerimdeyken
Sayfa Önceki  1, 2, 3, 4 ... 12, 13, 14  Sonraki
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    metaltr.net Forum Ana Sayfası -> Karalamalar
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
el-kafirun
Kafir Kitabesi


Kayıt: Apr 08, 2008
Mesajlar: 721
Nerden: Ankara

MesajTarih: Çrş Tem 02, 2008 12:35 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver
Mesaj: #41   

Sinirleniyorum beni yeryüzüne fırlatana!
Hiç miyim bu yeryüzündeki toprakta?
Her şey birbirine karışmış bu âlemde,
Gerilik doludur köhne beyinlerde...
Hep bir gürültü kopar felaketmiş gibi,
Hiçliğin boşluğuna düşerler zavallı canlılar,
Bilinemezlik uğruna yaşarlar anlayış tarzlarında...
Hep bir aptallık hükmeder doğanın tohumlarına....
Amaçsızca yitirirler sahip olduklarını anlamak uğruna...
Şimdi söyle bana tanrı!
Neden yarattın beni?
İstemeyen yarı canlıyken ve korkarken yaşamaktan,
Hangi ete bürüdün ki beni nefessizlikte yaşıyorum?
Korkuyorum bu aydınlığın içinde yaşamaktan!...
Karabasanlar basarken ruhumu sessiz olamam!...
Güneş doğarken içime öldüremem vampirlerimi!
Kızıyorum senin yüzünden kazanıma...
Yaptıklarım tutmuyor lanetlerin uzak olduğu bu ülkede,
Geri gönder beni yeraltındaki mezarlığıma...
Kalmak istemiyorum uzaklaştır bu ölü fidanlardan!
Gitmek istiyorum yalnızlığım şahidi mezarıma...
Bir ses duyuyorum çağrının en güzeli;
Bir koku alıyorum hayvan leşleri,
Bir kemirgen görüyorum soyumdan gelmiş kan emici...
Meydan okuyorum sana reddediyorum bütünlüğünü!
Ezilen ve kırılmış vücutların sahibi sen ol lanetler dünyasında!
Bana göz kırpıyor Günah tanrısı, şeytanın torunu...
İçimdekilere sahip çıkamam senin eserin iken!
Yürüyemem faniliğe, yıkarım bağlayıcı köprülerinizi,
Söverim inanmadıklarınıza ve kutsal saymadıklarınıza...
Soyunuzdan gelenler temiz değil bu bataklık içinde!
Fahişeler var sizi tatmin eder, kiralık katilleriniz var yok eden...
Yaşam kaynaklarınız tükenecekken kendi mezarlarınızı kazarsınız yeraltına,
İstemem sizi yeraltına rahat yaşasın böceklerim ve hayvan leşlerim...
Yeryüzünü tükettiniz yetmedi mi yeraltına iniyorsunuz tüm küstahlığınızla?...
Alın sizin olsun kitaplarınız ve vahiyleriniz!
Sona yaklaşıyoruz sevgili peygamber...
Hadi uzat bana o beyaz ellerini!
Merak etme canını yakmam!
Çünkü ben tanrı değilim...


_________________
Ey!.. Ademoğlu..
Ben sizin tapmakta olduklarınıza tapmam.
Siz de benim taptığıma tapmıyorsunuz.
Ben de sizin taptıklarınıza asla tapacak değilim.
Sizin dininiz size, benim dinim banadır...
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et Facebook Profil
Sponsor Linkler







Tarih: Google ve Sponsor Baglantilari    Mesaj konusu: Sizde bu bölüme reklam verebilirsiniz !
: #   


Başa dön
el-kafirun
Kafir Kitabesi


Kayıt: Apr 08, 2008
Mesajlar: 721
Nerden: Ankara

MesajTarih: Çrş Tem 02, 2008 12:40 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver
Mesaj: #42   

Kırılgan duvarlara anlatıyordum derdimi,
Çatlaklarla dolu güvendiğim duvarım...
Hissediyorum dişilerdeki istek ve açlığı...
Yardım edemiyorum derimdeki çizgilere...
Temizleyemiyorum gözlerimdeki karanlıkları...
Geçmiyor yaralarım bırakıyor teker teker izlerini...
Çirkinlik içindeki sefalet bende yerleşmiş olsa da;
Güzel değilim beni görmek isteyen gözlerinde!...
Temiz değilim bu iğrenç yeryüzünde,
Kaybediyorum diğer dişilerle olan savaşımı...
Hak etmiyor gün batımım mutluluğu...
Parçam olan karanlık beni gizlerken;
Güzel değilim beni görmek isteyen gözlerinde!...
Hastalıklarım zincir iken boynuma;
Kölesi oldum göremediğim virüslerin...
Bakamıyorum artık aynalara kanayan bedenim var iken;
Süremiyorum kapatan boyalarımı gerçeklik adına...
Cesetleşen bakışlarım var senin ormanında;
Bakamazsın güzel gözlerime karanlık için...
Anlayamazsın senin için yaptıklarımı...
Güzel değilim beni görmek isteyen gözlerinde!...
Affet ruhundaki istekliliğini doğuramadığım için!
Set var kanayan bedenimde...
Bakamam gökyüzüne kararmasın diye
Kirlenmiş bedenimde yaşayamazsın...
İsteklerim olmadı hiçbir zaman bu kahrolası dünyada;
Güzel değilim beni görmek isteyen gözlerinde!...



_________________
Ey!.. Ademoğlu..
Ben sizin tapmakta olduklarınıza tapmam.
Siz de benim taptığıma tapmıyorsunuz.
Ben de sizin taptıklarınıza asla tapacak değilim.
Sizin dininiz size, benim dinim banadır...
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et Facebook Profil
el-kafirun
Kafir Kitabesi


Kayıt: Apr 08, 2008
Mesajlar: 721
Nerden: Ankara

MesajTarih: Çrş Tem 02, 2008 1:24 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver
Mesaj: #43   

KAÇIŞ:
Nedensiz yapılmayacak uzaklaşmalar ve onun sonuçları...
Anlatılamaz nedenleri ama sonuçları öğretilir;
Ya bir eksiklikte ya da yazdıklarında...



KAN:
Ayakta tutucu olur bedenden bir parça gibi...
Sayısız hücreler vardır içinde yazdıklarım gibi...
Pekiştirilir cümlelerimdeki özler kağıtın kanla yazılması için!



MELEKLER:
Bir bir ağıt yakar mezar taşlarının gövdelerinde;
Yazılmış tanımım ölümün kitabelerine,
Yakıştırmıyorum mezarımda ağlaşan çocuksu melekleri!...



KAPILAR:
Açılışın ve kapanışın demirli ya da tahtamsı perdesi;
Ses yapar gecenin huzurlu dakikalarını bozar küstahça!
Açılış ya da kapanış yapar hiçliğin serüvenine...



ORMAN:
Türlerin ilklerini taşıdık kocaman yükünüzle,
Sorguladık ve ya ceza çektirdik kadınlara...
Ay şahit olur ağaçlarımızdaki fahişelerimize;
Cezasını ödedi tüm ruh ve bedenler sonsuzluğun karşısında...



BAKIŞ:
Merkezindeki yanılgılarla büyüttüğüm ıslak gözler,
Mesafesi kesinleşmiş yaklaşılmaz ava!
Hala açtır aslında doyumsuzluğa...
Korkularını besler görünümün uzaklığında anlamsızlık için...



ZAMAN:
En çok sende kaybettiğim hükümlerimi,
Gösterildi hep alışmam için perdelerindeki rakam ve aralıkları...
İstenmediğini bilerek karşımdasın köprü sandığın yok oluşlar!
Hıçkırıklara boğuyoruz bazen tıkırtı seslerini...
Alarmlaşmış vücutların akreple kavga eder, yelkovan gözetlerken...



SARILMA:
Vücut belirir avuçlarımın arasında sarhoş olmaya başlayan,
Umursamaz olur kemiklerin arasındaki hislerde...
Sorgulanmaz kanındaki hareketlilik ve isteklik,
Günahlardan arındırılmış birleşme halleri...
Yitirilmemiş güven hazineleri ve vasiyetleri...
Hissedilir etin kemiğe bürünmemiş ruhun arzuları...



KARANLIK:
Hissedilmeyen yeni duygular basabilir gün ışığını...
Kahreder bencillik duygusundaki aydınlığın sözlerinde!
Gölgeler belirir, gizler tablolardaki tenleri...
Suçsuzluk belirir cam kenarındaki yansımalarda...
Tasviri en güzel olan budur gölgelerdeki huzurda...
Ferah bir son vardır tanrıdan uzak!...



GECE:
Karartır gelinliğimdeki özgürlüğü ve törenimi,
Büyütecektim kanlı ellerimle kızımı,
Vuruyor cisimlerin gökyüzüme izinsiz,
Rahat uyuyamıyoruz alacakaranlıkta...
Kirletiyorsun biricik kızımı karanlığınla;
Çek perdelerini nefes aldığım gökyüzünden!
Senin olsun tanrıçasız ve sürüsüz karanlıkların!




MELODİLER:
Haykırır şatomuzdaki alerji olmuş duvarlara...
Yükselir tanrının melekleri biraz ninni için;
Çelimsiz renkler süsler gölgelerinde...
İstemsiz olarak sürtünür arşeler,
Bilinmez ne çıkar kabuğun içinden...
Hazırlıklı olur çift ruh acının danslarındaki sonsuzluğa,
İkilemlere izin yoktur ruhumuzu okşayan ninniler arasında!...



AYRILIK:
Kapatıyorken perdelerimizi isteksizce sonsuzluğa,
Sorma kilitlenmiş ruhuma cehennem sorularını!...
Gelecek ve geçmişim etkileşiminde kaldık hiçlikteki özgürsüzlüğümüzde...
Müptela olamayız et yığınlarında!
Bak bir ses geliyor istasyondan!
Belki hissedersin o zaman raylardaki iniltileri...
Ayak basarsın bıraktığım ıslak toprağa...
Pençesine girdik, yollardaki hareket sorumsuzluğunda...
El salla bu giden bensizliğe!...


_________________
Ey!.. Ademoğlu..
Ben sizin tapmakta olduklarınıza tapmam.
Siz de benim taptığıma tapmıyorsunuz.
Ben de sizin taptıklarınıza asla tapacak değilim.
Sizin dininiz size, benim dinim banadır...
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et Facebook Profil
MetALgOds
Köşe Yazarı


Kayıt: Apr 18, 2005
Mesajlar: 782
Nerden: "Kisaroyim"

MesajTarih: Çrş Tem 02, 2008 4:34 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver
Mesaj: #44   

senin gibi tüm metinler girift ve yorucu...

harika olmuş bize yakışmış bence....
_________________
Yaratmak güç istencinin en kudretli belirtisidir.
Karanlık da ona yataklık eder !

http://www.felsefehayat.net/
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
el-kafirun
Kafir Kitabesi


Kayıt: Apr 08, 2008
Mesajlar: 721
Nerden: Ankara

MesajTarih: Cum Tem 04, 2008 3:08 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver
Mesaj: #45   

Hayatımın anlamı olan Devrim ve Özgür'e ağıtımdır...

Sizsizim bu evde ve zehirleniyorum;
Her dakika beynimi kemiriyorlar...
Bunu hissetmek ne kadar kötü?
Geri dönüşünüz olacak değil mi?
Beni ayakta tutacaksınız değil mi?
Hastalıklı düşüncelerim var beni kınamayan...
Kanımda zehir varken bile düşünürüm geleceğimizi,
Çünkü siz benim geleceğimsiniz!...
İstasyondan bir ses geliyor,
Duymuyor musunuz aptallar bu son tren!
Haykırın bu dünyaya ne olduğumuzu!
Küfür edin bize zarar verenlere mezarımda rahat nefes almam için...
İlk ben duyacağım sesinizi bu dünyada;
Veletleriniz olacak boy boy,
Eviniz olacak ve okşayacağım ruhunuzu her gece,
Beni dinlemeyi bırakın! Koşun hadi!
Son yolcu siz olun bu cehennemden!
_________________
Ey!.. Ademoğlu..
Ben sizin tapmakta olduklarınıza tapmam.
Siz de benim taptığıma tapmıyorsunuz.
Ben de sizin taptıklarınıza asla tapacak değilim.
Sizin dininiz size, benim dinim banadır...
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et Facebook Profil
el-kafirun
Kafir Kitabesi


Kayıt: Apr 08, 2008
Mesajlar: 721
Nerden: Ankara

MesajTarih: Cmt Tem 05, 2008 11:16 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver
Mesaj: #46   

Kızgınım bu sabah güneşe;
Yine vurmuyor ışıklarını odama...
Zaten o yokken yalnız odamda,
Hissedilmiyor günün güzelliği...
Kazacağım aklıma birer birer ölülerin adlarını;
Gömeceğim karanlıklara mezarlarını...
Silmek istemedim hiç bir zaman yazdıklarımı,
Geri dönüşünüz olmayacak mı?
Bir daha yazamam o duygularımı,
İnanmıyorum buna nasıl izin verdin?
Üzgün olmamı istiyorsun beyaz melek,
Ne olur geri ver bana yazdıklarımı...
_________________
Ey!.. Ademoğlu..
Ben sizin tapmakta olduklarınıza tapmam.
Siz de benim taptığıma tapmıyorsunuz.
Ben de sizin taptıklarınıza asla tapacak değilim.
Sizin dininiz size, benim dinim banadır...
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et Facebook Profil
el-kafirun
Kafir Kitabesi


Kayıt: Apr 08, 2008
Mesajlar: 721
Nerden: Ankara

MesajTarih: Pzr Tem 06, 2008 12:29 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver
Mesaj: #47   

Cenaze gibi törenlerde giydim hükümleri...
Yine karanlık içindeki tabutta yürür bu ağlayış...
Pervasız bedenler karın ağrısıyla yaşar bu gecemde,
Şarkılar anlatır geleceğin son hikayesini...
Can bulacak karanlığım bu aşkın içinde,
İştahım hiç bitmesin korku ütopyamda...
Kahretsin şeytan, sonların güzelliğindeki kadınları...
Dokunsun tek tek gökyüzündeki eller;
Kirletsin benden oluşmuş külleri...
_________________
Ey!.. Ademoğlu..
Ben sizin tapmakta olduklarınıza tapmam.
Siz de benim taptığıma tapmıyorsunuz.
Ben de sizin taptıklarınıza asla tapacak değilim.
Sizin dininiz size, benim dinim banadır...


En son el-kafirun tarafından Çrş Tem 16, 2008 3:31 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et Facebook Profil
MetALgOds
Köşe Yazarı


Kayıt: Apr 18, 2005
Mesajlar: 782
Nerden: "Kisaroyim"

MesajTarih: Pzr Tem 06, 2008 1:15 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver
Mesaj: #48   

tanrının yalnız olduğu yerdeyiz.
kölelerin yeni bir düzene hasret olduğu yerde...


yanarken yataklar nasıl rahat uyur şeytanlar
yataklarımız yanarken ne düşünmeliyiz senle ?
arzu tarlalarımız ateşe verirken insanlığı
karanlıktaki arayışımız bizi bulur
görüntüler,düşler,sesler...
inanmanın acizliğini savunur durur
yaşlanır tanrılar köhnemiş tahtların da
birbirimizi arar ellerimiz sonra
bir melodiyi bekler ölmek için ruhlarımız
kapmalıyız,korumalıyız aşkımızı ellerinden
gecenin yaratıkları bizi ulurken
tam orta yerinde ormanın bir küçük kız vardı unuttuğum
bir soylu ağaç gölgesi buluruz senle
acıyı dağıtarak aydınlığıa kavuşturmadan önce düşünmeliyiz
tüm dünyamızı

aşkımız tanrıyı yeniden yaratmamalı unutma
tanrı yerinde rahat ve bencildir
öldürmeliyiz zincirlerimizden kurtulduğumuz gün onun hayvansı güdülerini
ölümün gölgesinin vadisinde kaybolarak



_________________
Yaratmak güç istencinin en kudretli belirtisidir.
Karanlık da ona yataklık eder !

http://www.felsefehayat.net/
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
el-kafirun
Kafir Kitabesi


Kayıt: Apr 08, 2008
Mesajlar: 721
Nerden: Ankara

MesajTarih: Çrş Tem 16, 2008 3:44 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver
Mesaj: #49   

Güzel bir güne uyanmıştı. Hazırlanmak istiyor hemen. Daha vakit çok erkendi. İşte aşkın heyecanı buydu. Sahip olmak ona... Evdekiler gözüne melek gibi görünüyordu. Sevmediği yumurtayı bile yiyebilirdi. Aynanın karşısına geçti. Farkındaydı çirkinliğinin... Umurunda değildi.


Geç kalmamak için hızlıca yürüdü. Çarpıyordu ona buna... Hatta yoldaki iki sevgiliyi bile ayırmıştı. Özür dilemesi gerekirdi ama yapmadı. Terlediğinin farkındaydı. Merdivenleri yavaşça çıktı. Karşısındaydı biriciği. Birden sarsıldı yine beyni. Sanki geleceği görür gibi... Duraksadı ve kendine gelmek için gözlerini kırptı. Gözlerini açtı, yürümeye başladı. Ona sarıldı ve mükâfat olarak bir öpücük aldı.


Saatler onun için birer küfürdü. Bu yüzden onu öpmek zamanı hiçe saymaktı. Yavaşça yaklaştı ona. Dudaklarını istemiyordu. Merkez ona göre dudağının kenarı idi. Gözlerini kapadı yavaşça sanki olacakları bilir gibiydi. Düşündüğü oldu ve aşık olduğu adam kendisini çekmişti. Sanki onu istemiyor gibiydi. Çok acı veriyordu bu olay. Biliyordu ona bu kadar şeyi fazla göreceğini. Kendini hiç görüyordu. Ayrılırken de yapmak istedi bunu tüm yüzsüzlüğüyle. Yine aynı şey oldu. Reddedilmek...


Arkadaşının evine koştu ağlayarak. Çocuk gibi görüyordu kendisini. Hediyesini alamayan küçük bir çocuk... Güçlü olmalıydı fakat hayatında tek öpmek istediği adam o olabilirdi ancak. Hayat kaynağı olarak gördüğü dostu ona şunu fısıldadı. ''Tüm insanların ve aşkın canı cehenneme!''...


Akşam arkadaşlarının plaj partisi vardı. Oraya gitmeyi aklına koymuştu. Belki de dans ederek ve içerek unutacaktı acısını. Arabaya bindiler ama partinin nerede olduğunu bilmiyorlardı. Bu yüzden yanlış yerde indiler. Sonra otostop çekmek zorunda kaldılar. Şans ki bir araba durdu ve binmelerine izin verdi. Arabasına bindiği kişilerle tanışmaya başladılar. Muhabbet o kadar koyulaşmıştı ki onlara içki bile aldılar. Şarabın dibine dibine vurdu. Fazla içmemeye çalıştı çünkü partide arkadaşlarıyla içmeye söz vermişti. İki şişe şarapla yetinmişti. Çocuklardan birisi ona kafayı takmıştı. Kumsalda dizine başını koymuştu aptal. Aşık olduğunu söylüyordu sarhoşlukla. Onun umurunda değildi aklından bir türlü çıkmıyordu geri çekilmesinin acısı. Neyse ki partinin saati gelip çatmıştı. Ayrılma zamanı çocuk dizlerine yapıştı beni bırakma diye. Ayağa kaldırdıktan sonra numarasını verdi ona susması için. Giderken öpmeye çalıştı onu. Öptü... Fakat gözlerinden yaşlar nehir misaliydi. Partinin kapısından geçtikten sonra içeriye baktı süzerek. Her tip insan vardı. Yavaşça dans ederek yürüdü.


Müzik herkesi coşturmuştu. Sonra biri ona bakıyordu. Saçı uzun, sakallı ve kaslı birisiydi. Yanında dans eden erkeklerden uzaklaşarak boş bir alana doğru gitti. Çocuk fırsattan istifade oraya doğru dans ederek yürüdü. Yanına geldi ve dans etmeye başladılar. Işıklardan dolayı çocuğu tam göremiyordu. Çocuk kulağına ''İçki içer misin'' diye fısıldadı. Ama gürültüden bir şey duyamadı. ''Anlamıyorum'' dedi. Çocuk kolundan tutarak zorla çekti. Barın önünden içki aldılar, dışarı çıktılar. Kumsala oturdular fakat çocuk tek bir hamle ile onu kendisine çekti. Kucağına oturmuştu fakat onu engellemek içinden gelmiyordu. Kendini anlatıyordu çocuk. Üniversiteli ve buranın yabancısıydı. Ayağa kalktılar. Çocuk gözlerinin içine baktı, yüzünü çevirdi. Dudaklarını ona yakınlaştırıyordu. Kendini geri çekmedi ve karşılık verdi ona. Birbirlerinden dudaklarını çektikten sonra partiye doğru yöneldiler. Dans etmeye başladılar fakat o anda arkadaşı çağırdı çocuğu. Tabi tek kalınca dostunu aradı. Göremedi onu etrafta. Dans etmeye devam etti.


Etrafta dans edenler toplanmaya başladı onun çevresine. Hepsiyle dans etmeye başladı. Biri çok yakınlaşmıştı ona. Geri çekildi ama çocuk kolundan tuttu. Ansızın biri onu yere itti. Çocuklardan biri tuttu onu. İten kişinin yüzüne baktı. Kendini büyük gören üzerinde baphomet baskılı tişörtü olan biriydi. Üzerine doğru yürüdü. ''Ne yaptığını sanıyorsun sen?'' dedi. Daha sonra kumsalda öpüştüğü çocuk kavga ettiğini görünce koştu. Çocuğun üzerine yürümeye başladı. Kavga çıktı ve etraftakiler onları ayırmaya çalışıyordu. Korkusundan kaçmaya başladı çünkü o sebep oldu bu ikisinin kavga etmesine. Neyse ki ayırmışlardı onları. Öpüştüğü çocuğun yanına gitti. Gözü kızarmıştı çünkü güzel bir yumruk yemişti. Arkadaşları ona yardım ediyordu. Çocuğa sordular neden kavga ettiğini öğrenmek için. Tabi o soruya cevap vereceğine arkadaşlarıyla tanıştırdı onu.


Devam ettiler dans etmeye. Fakat arkadaşları gitmesi gerektiği söyleyince dudaklarına yapıştı. Nefes almadan öpüştüler. Giderken o da numarasını istedi. Vermek zorunda kaldı. Daha sonra dansa devam etmeye başladı. Etrafında yine toplandılar. Sayı giderek artıyordu. En sonunda çocuklardan birisiyle yakınlaşarak dans etmeyi çare olarak gördü. Biri ansızın kolundan çekti. Anlamadı ne olduğunu... Barın önüne götürdü ve içki söyledi. Daha sonra ansızın silahlar patlamaya başladı. Dostu geldi ve yanında birisi vardı. Onu çekmeye başladılar. Bir kolundan dostu diğer kolundan tanımadığı ve içmekten sarhoş olan biri çekiştiriyordu. Sonra arabaya bindiler yanındaki çocukların. Ne o ne de dostu tanıyordu. Bir eve girdiler. Ev kendini kapıdan belli ediyordu. Bildiğimiz öğrenci evi...


Çocuklardan birini sadece tanıyordu. Saatlerdir onunla dans etmişti. İçlerinden biri sürekli ona yanaşıyordu. O az içip sarhoş olanlardandı. Sürekli ona dokunmaya çalışıyordu. Engel olamaya çalıştı ama başarılı olamadı. İkisi bir odaya çekildiler ve yan yana yattılar. Çocuk sarhoşlukla ona dokunuyordu. Tam uyurken ansızın bir el hissetti bacaklarında. Ürperdi ve kalktı. Karşısında gözü dönmüş ve ne yaptığını bilemeyen biri vardı. Geriye doğru çekildi ve ansızın odadan dışarı çıktı. Korkmaya başladı.


Dostunun yanına gitti ama o da gayet iyi vaziyetteydi. Dans ettiği çocuğun yanına gitti. O da kendisine sahip çıkamıyordu, uyuşturucu yüzünden. Neyse saatlerce onun yanında oturdu. Sonra ailesi aklına geldi. Onlardan habersiz bir şeyler yapıyordu. Eve gittiğinde olacak keşmekeşi çok iyi biliyordu. Uykusu gelmişti ama uyumak istemiyordu. Çocuk bir türlü onun yanından ayrılmıyordu. Başka bir odaya yatmaya gitti. Biraz uyuduktan sonra kendine geldi. Yanındaydı yine o. Yatıyordu ve uyandırmak için yavaşça hareket etti. Fakat belinden sardı onu. ''Benimsin'' diyerek öpmeye başladı. İtmeye çalıştı onu başarılı olamadı. Çocuk soyunmaya başlamıştı bile. Tabi onu da soymaya başlamıştı. Çocuk içkinin etkisiyle ona acı çektiriyordu. Bu durumda ne yapabilirdi ki o? Engellemeye çalıştıkça daha da hırçınlaşıyordu ve canını yakıyordu. Çocuk saatlerce ona dokundu, dokundu, dokundu... Ona sormadan... Artık duracağı yerde durmuştu. Çocuğun odadan çıkmasıyla ağlamaya başladı. Tek kelime çıkıyordu ağzından. ''Sevgilim... Sevgilim... Sevgilim...''


Sabah erkenden evden çıktılar. Eve gitmeyeceklerdi. Bu halde eve gitmek ona daha da çok zarar verecekti. Bu yorgun hali ile hesap verecekti ailesine. Yapmazdı şu an bunu. Çocuk çıkarken ona sarıldı ve yine gelmesini istedi. Fahişe gibi...


Yolda beraber yürüdükleri çocuk ile muhabbet etmeye başladılar. İyi birine benziyordu fakat dün gece olanlar aklına gelince karşısında çürümüş birini görür gibiydi. Daha sonra arabaya bindiler. Bir pastaneye girdiler. Fakat ikisi de o kadar yorgundu ki tabureler de yatacak gibiydiler. İkide bir midesi bulanıyordu. Çocuğa ''Buradan gidelim...'' dedi. Onları evine götürdü. Çocuğun arkadaşı evde uyuyordu o yüzden eve sessizce girdiler.


Yatak odasına gittiler. İlgisini bir şeyler çekti. Albüm doluydu hep. Resimlere tek tek baktı. Üniversiteye ait birçok resmi vardı. Çok farklı geldi her şey ona. Birden odanın kapısı açıldı. Kapıdaki diğer odada yatan arkadaşı idi. Çocukla 1 dakika bakıştılar. Sonra tanıştılar. Çocuk felsefe bölümü okumuş ve şu anda öğretmenlik yapmaktaydı. O da felsefeye olan ilgisini anlattı. Çocuk bu sayede onunla ilgilenmeye başladı. Hatta o kadar iyi anlaştılar ki derdini anlatmıştı ona. Fakat onun sevgilisini duydukça yüzü şekilden şekle giriyordu.


Odasına gitti ve kütüphanesini karıştırdı. Kütüphanesinde felsefe ile ilgili kitaplar doluydu. Bir kitap ilgisini çekti. Uzun zamandır bulamadığı bir kitaptı. Kant'ın ahlak felsefesi kitabıydı. Büyük bir sevinç içinde ona ''Ben uzun zamandır bu kitabı arıyordum. Sende varmış meğerse. Okuyabilir miyim?'' dedi. Çocuk ise küçük bir gülümseme ile ''Oku!'' dedi. O ise büyük bir sinirlilikle ''Ayet okumuyoruz burada!'' dedi. Çocuk gülmekten yerlere yattı. Kitaba dalmaya başladı. Aradan bayağı geçtikten sonra çocuk ''hadi yemek yiyelim'' dedi. Bir şeyler yiyip içtiler. Ama çocuğa baktıkça içinde bir şeyler kıpırdanıyordu. Çocuk ise belli etmemeye çalışıyordu duygularını. Beraber balkona oturdular. Dizine uzandı çocuk. Daha sonra konuşmaya başladılar. Ayağa kalktı çocuk ve ona bakarak; ''Seni istiyorum.'' dedi. Öpüşmeye başladılar. Odaya gittiler ve saatlerce birbirlerinin oldular. Yataktayken aklına geçmiş geliyordu. Bu ona çok zarar veriyordu.


Beraber iyi vakit geçiriyorlardı. Sürekli birbirlerine sarılıyorlardı ve göğsüne yatıyorlardı. Eve gitme vakti gelmişti. Gitmeyi istemiyordu ama gitmesi gerekiyordu. Kapıdan ayrılırken son kez öpüşmüşlerdi. Ağlıyordu çocuk fakat onun üzülmemesi için gözyaşlarına sahip çıkıyordu. Eve geldiğinde ise büyük bir keşmekeş kapıda başlamıştı. Biraz dayak yedikten sonra odasına çekilmişti. Yediği dayak ise onu sadece güldürüyordu. 3 gün eve gelmemişti. Hesap verecek hali yoktu. Kendinden tiksiniyordu sadece. Günlerce eve kapandı. Yine aynı şeyler tekrarlanıyordu çatlamış dudaklarında...


''Sevgilim... Sevgilim... Sevgilim...''


Fahişelerin hayatını yansıtmakta tecrübelerinden faydalandığım A. B.'ye teşekkür ederim...
_________________
Ey!.. Ademoğlu..
Ben sizin tapmakta olduklarınıza tapmam.
Siz de benim taptığıma tapmıyorsunuz.
Ben de sizin taptıklarınıza asla tapacak değilim.
Sizin dininiz size, benim dinim banadır...
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et Facebook Profil
MetALgOds
Köşe Yazarı


Kayıt: Apr 18, 2005
Mesajlar: 782
Nerden: "Kisaroyim"

MesajTarih: Çrş Tem 16, 2008 7:43 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver
Mesaj: #50   

yaptığım hatayı bilmek ve bunun telafisini yerine getirememek kadar kötü bir şey yok...

bunu hatırlattığın için sana minnetarım.

alınmanın ve merak etmenin getirdiği tedirginliği yaşıyorum şu anda...

düşünmenin ve tapmanın tüm acılarını yaşamak...


bir sevgilinin bunları duyması kadar acı birşey yoktur sanırım...
bazı şeyleri hatırlamak bu kadar acı veremez bu yüzden yine teşekkürler.


böyle umuyorum çünkü bu beni öldürürdü...



özür dilerim ki biliyorum bir önemi yok bu durumda
_________________
Yaratmak güç istencinin en kudretli belirtisidir.
Karanlık da ona yataklık eder !

http://www.felsefehayat.net/
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
el-kafirun
Kafir Kitabesi


Kayıt: Apr 08, 2008
Mesajlar: 721
Nerden: Ankara

MesajTarih: Cum Tem 18, 2008 1:53 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver
Mesaj: #51   

Cansızlığımdaki aldandığım güzellikler,
Ölümün gözettiği ben ve davranışlarım...
Birer hayal iken gözümde cennet ve cehennem;
Çığlıklarla doludur gecemin en hisli bölgesi...
Çatıdan tıkırtılar gelir rahatsız eder duvarlarımı,
Kanla yazmıştım yazılarımı yatağıma...
Deprem oluyor içimdeki gökyüzüne...
Daralıyor kapladığım yeraltının mahzeni...
Aç kalıyor kölelerimin beyinleri,
Sorgulanmadı kemiklerimdeki zindelik,
Anlıyor musun aptal mezarım karanlıktaki nefessizliği?


Anlaşırım gökyüzünün renklerindeki temalarla,
Kaparım temanın en ihtişamlı ayrılığını,
Hala aynı yerlerde bıraktığım cadılar...
Hiç sonu gelmeyecek soyumuzdaki katliamın!
Ve güneş yine nefret edecek bizden,
Aydınlığını ödünç aldığımız için!...
Göz kamaştırır mezarımızın taşları,
Hecelenir bir bir kâfirlik ayinlerimiz...
Feryat eder melekler geri dönüş için;
Bilinmez bu yolun sonundaki kazancın ağırlığı...
Hiç düşünemezsiniz Âdemoğlu yokluktaki zenginliği!


Nefes almadı ilk insandan beri beyniniz!
Hep ikilemin içinde birer sürüngensiniz!
Aday olacaksınız hiçliğinizdeki zaferlere...
Karartacaksınız cam bildiklerinizi ayna uğruna!
Ama yansımalarla yetişeceksiniz görünüşe aldanmamak için!
Faydasız birçok icadınız olacak somutluğu göstermek için...
Siz olacaksınız nefsinizdeki harabeler!
Hep ileriye dönük olacak ilkel anıtlarınız...
Gelecek için birçok yemin edeceksiniz gökyüzüne!
Ama dağılıp yok olacak kelimelerinizin özü!...
Yitireceksiniz bir nefeste faniliğin sonunu!

Cehalet yanlısı kemiklerim kırılın birer birer!
Görsün gökyüzünün sahipleri yok oluşu!
Açılsın damarlarım çıkarsın dünyaya gücünü!
İliklerimde hissediyorum ölümün gizemini...
Gizlemiyorum yarattığım dünyanın gerçekleri...
İnanmayacağınızı biliyorum ölünün gözlerine!...
Aklımın da görünüşünü vardır gözünüzde canlanır...
Hareket halindedir Azrail’in kanatları, indir bana çekicini!
Ölsün kemiklerimde sıçan olmuş peşin hükümler!
Ön yargılarım gebersin aptallığın içindeki eziklikte!
Yaşamak istemiyorum bu kadar soyutken...
Soyutların somutlaştığı yerdeyiz;
Ölümün kanatlarında...
_________________
Ey!.. Ademoğlu..
Ben sizin tapmakta olduklarınıza tapmam.
Siz de benim taptığıma tapmıyorsunuz.
Ben de sizin taptıklarınıza asla tapacak değilim.
Sizin dininiz size, benim dinim banadır...
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et Facebook Profil
MetALgOds
Köşe Yazarı


Kayıt: Apr 18, 2005
Mesajlar: 782
Nerden: "Kisaroyim"

MesajTarih: Cum Tem 18, 2008 4:38 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver
Mesaj: #52   

.....

garip bir yükü sırtlanarak
kanlı parazitler aklımıza yürüdü
sonra veda ettik kambur çilelerimize
bu yüzden birbirimize verdiğimiz isimlerle ölmeliyiz.

........
_________________
Yaratmak güç istencinin en kudretli belirtisidir.
Karanlık da ona yataklık eder !

http://www.felsefehayat.net/
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
el-kafirun
Kafir Kitabesi


Kayıt: Apr 08, 2008
Mesajlar: 721
Nerden: Ankara

MesajTarih: Cmt Tem 19, 2008 12:51 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver
Mesaj: #53   

Parçaladım tüm kıyafetlerini biricik odamızda,
Gözlerinden yaşlar aktı nedensizce...
Acıdım sevdiğin şeyleri kaybettiğin için,
Parçalanmış bir bedene benziyor kıyafetlerin...
İstemiyorum sana bu kadar yakınlaşmalarını!
Kahrolası kıyafetlerin kapatamaz lanetliliğini!
Hep sana bunları söyleyeceğim ölene kadar!
Benimsin bu kahrolası dünyanın acılarında!
Şehvetliyiz çünkü farklı acılarımız var...
Alacakaranlıklarımız var kimseyi ürkütmeyen...
Uzaklardan yolluyoruz mektuplarımızı meleklerimizle...
Her gece aynı duyguları tadıyoruz yatağımızdaki rüyalarda...
Canımız yanıyor hastalığımız geçince,
Bunalım dakikalarında lanetliyoruz dünyanın köprülerini.
Uzağız hissetmediğimiz duygulara...
Her gece camın önünde seni izlemek ayin...
Pervasız bedenim hareketlenir gecenin seslerinde;
Haykırırım tüm dünyaya melankolik çığlıklarımla!
Peşine düşmüşüm acının torunlarıyla,
Büyük emirler verildi içimdeki köleliğe,
Açım, susuzum, uykusuzum, yalnızım, hastayım, kırılganım...
Sensiz geçen her gecenin aydınlık koynunda...


Baskıcı bir dönem yaşarken mutluluğa erdim...
Kifayetsiz kelimelerin öcünü alıyorum metinlerinde...
Parlıyor güneşin ışıkları utanarak senin aydınlığında...
Hatalarla dolu geçmişim müebbedinden kurtuldum.
Ilık bir havanın tadında tanıştık tüm saflığımızla,
Şaşırdık, inanmadık gelen tüm cümlelere,
Şimdi başka konumdayız tüm gerçekliğimizle...
Ay doğar tenimizdeki gökyüzüne...
Her gece çağırır seni terli ellerim,
Hastalığım sana da bulaşır tüm küstahlığımla,
Boğulacak gibi olursun elimdeki nehirde,
Tükenmez dediğimiz şeylerin önünde duran bekçiler;
Hepsi köle oldu ışıklarımızla birlikte.
Kahrolası melekler seni benden uzaklaştırsa da,
Lanetlerim üzerindedir kanatlarındaki saflıklarında...
Dokunmasın sana başka bir et yığını!
Bırak onların çürüyen ve kokan bedenlerini!
Sonsuzluktaki mezardan çıktım bu gece,
Aç kollarını yatağımdaki sancılara...
Hayatın en katliamlı anında yakabilirim canını,
Hissetmeyeceksin fanilikteki zevklerin tadını...
Bilmeyeceksin benden başka bir teni!
Bilmeyeceksin kanayan yatağımdan başkasını!


Aynalara tüküreceksin ben karşında iken;
Mazeretlerin olacak uzaklaşmak için...
Yardım etmeyeceğim küçük şeytanlara,
Elde edilmeyecek özelliklerin var sıra dışı özünde...
Gözlerinden alacağım hayatın kaynağını...
Günahsız olacağız tanrı katında.
Ceza ve ödülle karşı karşıyayız,
Temizlemeyecek seni ab-ı hayattan başkası!
Yollarda yürüyeceksin çıplak ruhunla,
Arayacaksın perdesiz gecelerindeki beni...
Kanayacak yatağın günışıklarıyla,
Karanlık yapacaksın tanrıdan uzak odamızı...
Hatırlayacaksın tek tek dokunuşlarımızı,
Bölüneceksin küçücük parçalara...
Ruhun sana dar gelecek odandaki yalnızlıkta...
Mahzen edeceksin kendini yanıltıcı duvarlarla...
Paylaşamayacaksın gecenin bendeki oyununu!
Aç kalacaksın gecenin yıldızlarına...
Tek tek çağıracaksın beni parçalarım için;
Doyacaksın o zaman tenimdeki ödüle...
Geçecek susuzluğun kanayan yatağımda...
_________________
Ey!.. Ademoğlu..
Ben sizin tapmakta olduklarınıza tapmam.
Siz de benim taptığıma tapmıyorsunuz.
Ben de sizin taptıklarınıza asla tapacak değilim.
Sizin dininiz size, benim dinim banadır...
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et Facebook Profil
el-kafirun
Kafir Kitabesi


Kayıt: Apr 08, 2008
Mesajlar: 721
Nerden: Ankara

MesajTarih: Pts Tem 21, 2008 3:20 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver
Mesaj: #54   



Yalnızlığımın Şahidi Mezarıma;

Gülüşlerim günbatımı ile sevişirken,
Bir huzursuzluk kaplar içimdeki yalnızlığıma...
Anlaşılmıyor dağların eteklerinde çiçeklerin güzelliği,
İşe yaramaz duygular cennetin kapısında sürünür!
Açarım gözlerimi karanlığın cılızlığına,
Karışır tüm renklerim günah tablomda...


Huzur bulurum kendi kazdığım mezarımda,
Tanımım yazar mezar taşımda,
Gri, siyah, beyaz ve diğerleri...
Yazın adımı ve dualarımı yazıt kalacak mezar taşıma!
Hissedecek gökyüzü kurutacak ıslak boyalarımı,
Dindirme fırtına nefretinin kanatlarını!


Acımasız bedenin son gücünü kullanıyorum...
Ey yalnızlığım şahidi mezarım!...
Duyuyor musun beni iniltilerimde?
Çığlıklarla yaşıyoruz kara toprakta...
Böceklerimle paylaşıyorum yalnızlığımı,
İnan bana bunun sorumlusu ben değilim!...


Vur cesedimi yere kanasın kâfir kitabem!
İstedin benden verdim karanlığımı...
Ben istedim kapadın kocaman kapılarını!
Kör olduk cansızlık içindeki nefeste!
Ay bile inanmıyor artık bana ölümümde...
Yardım etme beni sınayan ellerinle!...

Anladın mı aptal mezarım tüm acizliğimle?
Yalan söylemez horizonların...
Büyüt beni toprağındaki deliklerde...
Sizin olsun bedenim yeryüzündeki kemirgenler!
Al senin olsun ruhumdaki pervasızlık...
Hepsi senin olsun artık istemiyorum seni!...
_________________
Ey!.. Ademoğlu..
Ben sizin tapmakta olduklarınıza tapmam.
Siz de benim taptığıma tapmıyorsunuz.
Ben de sizin taptıklarınıza asla tapacak değilim.
Sizin dininiz size, benim dinim banadır...
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et Facebook Profil
el-kafirun
Kafir Kitabesi


Kayıt: Apr 08, 2008
Mesajlar: 721
Nerden: Ankara

MesajTarih: Sal Tem 22, 2008 1:42 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver
Mesaj: #55   

Gizlendi sonsuz acıları lanet bir vücut için,
Hissedemez yaptıklarındaki pişmanlığı...
Günahkar gecenin koynunda sabahlamak hakkıydı!...
Göremeyecek hiç bir zaman aydınlıktaki beyaz tenini!
Aklanmayacak gecenin günahlarındaki iftiraları...
İtiraf ediyorum tenim seni isterken;
Huzurlu duramam bu aptal yatağın içinde!
Dar geliyor odamın duvarları seni bulmakta,
Saklambaç oynuyoruz mum ışığındaki aşkımızda...
Yitiriyoruz bazı şeyleri umurumuzda değil!
Ölümlü olarak görmüyoruz birbirimizi...
Sonsuzluk kanımıza zehrini bırakırken;
Günahkâr olamayız hiç bir zaman...
İstediklerimiz ve beklentilerimiz için!...
Gecenin ellerindeki çizgiler kaderin haritası iken;
Reddediyoruz aslında çizilmiş krokileri!...
Nefes alıyorum zindan ettiğin dudaklarında;
Hapis etmişsin içindekileri darağacında...
Vazgeçemem bu kırılgan halimle bile olsa...
Benimsin uykularındaki aldanmalarda!
Benimsin zifiri karanlığımızdaki mahzenimizde!
Şeytana uymak bu olsa gerek...
Hiçbir sorun yaşamadık tanrı bunları görürken;
Aslında biz yarattık tanrıdan uzak dünyamızı!
Yağmur bizi temizledi biricik şarkımızla...
Hisset beni melodilerin çağrılarında!
Anla beni yağmurun altındaki dokunuşlarımda!
Keşfet beni gecenin en günahsız isteklerinde!
Al beni okyanusundaki uçsuz bucaksız şehirlere!
Söz verme bana özgür olmayan iradenle...
Anlayamazsın gizemlerdeki zincirleri...
Koparamazsın gecenin hislerini benden!
Bensiz gecelerin huzurunda yemin edebilirim!
Zaman yok olsun, durgun içimdeki kum saatlerinde...
Toprak kurusun, verimsiz olsun yeryüzü...
Aç kalsın tüm dünya, şahidim olsun acılara!
Görürsün o zaman dünyanın sefaletini...
Anlarsın o zaman beni yeryüzündeki benzerliğimle...
Ağıtlar yakarsın yalnız odanda!
Ben yine de ben olacağım yok oluşunu görmek için!
_________________
Ey!.. Ademoğlu..
Ben sizin tapmakta olduklarınıza tapmam.
Siz de benim taptığıma tapmıyorsunuz.
Ben de sizin taptıklarınıza asla tapacak değilim.
Sizin dininiz size, benim dinim banadır...
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et Facebook Profil
MetALgOds
Köşe Yazarı


Kayıt: Apr 18, 2005
Mesajlar: 782
Nerden: "Kisaroyim"

MesajTarih: Sal Tem 22, 2008 6:38 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver
Mesaj: #56   

işte gerçek güzellik budur
_________________
Yaratmak güç istencinin en kudretli belirtisidir.
Karanlık da ona yataklık eder !

http://www.felsefehayat.net/
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
Evelyn
Zehir Hafiye
Zehir Hafiye


Kayıt: May 08, 2008
Mesajlar: 349
Nerden: İstanbul

MesajTarih: Pts Ağu 11, 2008 9:54 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver
Mesaj: #57   

Titreyen kalemimden...
Soğuk,ıssız bir gece!
Lanetler üzerimdeyken yazmakta zorlandığım satırlar...
Yaşanamamış aşklar,parça parça ayrılmış zamanlar,konuşamadığım anlar var;lanetler üzerimdeyken...
Ruhumu boğan kelimelerimi defterimin arasına sıkıştırıp,bir mühür vurmak istiyorum kilidine!Lakin kusamıyorum içimde olupta bitmeyenleri...Ya kalemimin mürekkebi akıyor sayfalarıma ya da kalemimde mürekkep bitiyor zamanla...Yazıyorum ve üzerini çiziyorum binlerce defa!
Üzerimdeki sıcak lanet sahip oluyor zamanla ruhuma!Çığlıklarım sessizleşiyor,kelimelerim düğümleniyor...Ansızın yazmayı,konuşmayı unuttuğum anlar oluyor!...
Sıcak lanet zamansız eritiyor mutluluklarımı...
Ruhumla bütünleşen lanet yok ediyor ruhumu...Ruhum yerini içindeki lanete bırakıyor!...
Yaşayamıyorum;lanetler üzerimdeyken... !!
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
el-kafirun
Kafir Kitabesi


Kayıt: Apr 08, 2008
Mesajlar: 721
Nerden: Ankara

MesajTarih: Cum Ağu 15, 2008 3:24 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver
Mesaj: #58   

Şehvet ayrı yaşamalarına sebep oldu,
Cehalet kanayan gözlere sebep oldu...

Hazır değildi teklik içindeki sevişmelere,
Kıskançlık, karın ağrısı olan kramplar...

Hiçlik yazamamaktan ibaretti...
Son kez yazdı yeminlerini kirli kağıda...

Okyanus taştı yeryüzüne saldırarak,
Kristal kana ihtiyacı vardı suların...

Suların özgürce dolaştığı ütopya...
Kanın ve suyun ham maddesi düşünceler...

Makineleşmiş bedenler çizdi...
Pisliği resim haline getirdi sürtük dokunuşlar...

Çizilmiş nedimelerin hatmetme zorunluluğu...
Sürüden ayrılan sayısız canlının varlığı...

Asılmış güneşin yeminli olduğu darağacında...
Eller gökyüzüne sevgili gibi dokundu...

Fazilet, yapraklardan kuşlara bulaştı...
Gökyüzünde süzüldü güneşe doğru...

Yaktı gölgeleri sevmeyen aydınlık...
Ten buldu kanlı soykırımlar...

Sinirli bir kaderin can yakan planları...
Kısasa neden oldu saygısız ruhlar...
_________________
Ey!.. Ademoğlu..
Ben sizin tapmakta olduklarınıza tapmam.
Siz de benim taptığıma tapmıyorsunuz.
Ben de sizin taptıklarınıza asla tapacak değilim.
Sizin dininiz size, benim dinim banadır...
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et Facebook Profil
el-kafirun
Kafir Kitabesi


Kayıt: Apr 08, 2008
Mesajlar: 721
Nerden: Ankara

MesajTarih: Cum Ağu 15, 2008 3:35 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver
Mesaj: #59   

Kızgınım bugün gökyüzüne kara lekeler bıraktı odama...
Masum değil toprak sanki kan emicileri besliyor...
Yalan söylüyor bana ağaçlar yıkılıyor hafif rüzgârlarda...
Sorumlusu sensin bunların! Nefretimin kaynağı...
Yine göz diktin dünyanın düzenindeki mutluluğa,
Yine yok etmek istiyorsun yarattığın nesneleri,
Soyutluktaki somut olan sen misin bu içimdeki?
Cevap beklemiyorum senden ölünün gözlerindeki yanlışsın...
Hızlanıyor kanımdaki akışkanlık ve hissetmemdeki zavallılık öldürüyor...
Sesimi duyamazsın sağırsın kendi dünyanda!
Zavallılık içinde büyüyen köhneleriz biz, ne istersin bu yokluğumuzda?
Sonumuzu bekliyoruz kazanmak senin en büyük sonucun iken...
İsyan çıkaramıyoruz engelleyicisin yazdıklarında,
Dilimizdeki kelimeler yara oldu artık bu kara düzende!...
İster kazıkla ister as beni bu Kara Meydan'da!
Meydan okuyorum ve inkâr ediyorum seni!
Gök diktin sürümdeki düzene ve mutluluğa!
Sarmasın karanlık düzenin biricik acılarımı!
Ben elimi değdirmemiş iken mutluluğa!
Sonun olacak yarattıklarındaki silahların yaraları,
Yaklaşıyoruz senin kıyametine!
Dağların yürüsün üzerimize kızgın gibi...
Denizler fışkırsın kesilen derimiz gibi...
Canlansın böcekler ve hayvan leşleri...
Korkmuyoruz yarattığın canavarlardan!...
Mükâfatımız olacak şeytanın yeniden dirilişi,
Düzen denilen tüm perdeler açılacak bu alaca kızıllıkta,
En uçtayız kitaplarınla ve peygamberlerinle!
Nefes alıyoruz kâfirliğimiz içinde!
Yırttık kutsal saydıklarınızı sizin en büyük eserinizde,
Yarılacak bu kurduğunuz düzen zifiri gözlerimde...
Tersine dönecek dini manalarınız ve mabetleriniz,
Huzur kapladı içimi bu yok oluşun eşiğinde...
Pis duygular sardı içimi senin ibadethanende,
Kıracağım yok etmeden peygamber eşyalarını,
Gömeceğim birer birer melek ve cinlerini!
Can çekişecek görev bildirdiğiniz ruhlar,
Seviyorum kahredici ellerimde yaşayan tiksinen avuçlarımı...
Nem tutar hep yeniden dirilmek için!
Kıyametlerinle ders verme bana!
Ya da saçma sapan şeylerle sınama!
Çünkü ben sana bu hakkı vermedim...
Senin kulun olmayı hiç bir zaman...
Ben istemedim!
_________________
Ey!.. Ademoğlu..
Ben sizin tapmakta olduklarınıza tapmam.
Siz de benim taptığıma tapmıyorsunuz.
Ben de sizin taptıklarınıza asla tapacak değilim.
Sizin dininiz size, benim dinim banadır...
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et Facebook Profil
MetALgOds
Köşe Yazarı


Kayıt: Apr 18, 2005
Mesajlar: 782
Nerden: "Kisaroyim"

MesajTarih: Cmt Ağu 16, 2008 4:46 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver
Mesaj: #60   

...
hikayeni anlat bana sevgilim!
hayali hastalığını...
yalanlarını...
hatırladıklarını...

küçük bir akıl ve büyük bir kalple bırakma beni!
_________________
Yaratmak güç istencinin en kudretli belirtisidir.
Karanlık da ona yataklık eder !

http://www.felsefehayat.net/
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    metaltr.net Forum Ana Sayfası -> Karalamalar Tüm saatler GMT +1 Saat
Sayfa Önceki  1, 2, 3, 4 ... 12, 13, 14  Sonraki
3. sayfa (Toplam 14 sayfa)


 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


Powered by phpBB © 2001, 2002 phpBB Group
Türkçe Çeviri : Onur Turgay & Erdem Çorapçıoğlu
phpBB template by Spectre :: Ported for PHP-Nuke by nukemods.com
Forums ©
MetalTR.NET'de yayınlanan tercümeler, biyografiler, köşe yazıları, resimler ve sair materyaller izinsiz ve kaynak gösterilmeksizin kullanılamaz.
Copyright © 2004-2012 MetalTR.NET
| Yasal Uyarı



Sitemap - forumtags - Radar Müzik Haber - Yeni Müzik Haber - cybersecurity news Yüzdeyüz Müzik,Yüzdeyüz, Müzik
Web site engine code is Copyright © 2003 by PHP-Nuke. All Rights Reserved. PHP-Nuke is Free Software released under the GNU/GPL license.
Sayfa Üretimi: 0.31 Saniye
Untitled Document